kendime böyle bir kişisel siteyi ilk yaptığımda, 2006 senesiydi.. temmuz ayı bitti bitecekti.. daha php‘yi yeni öğreniyorum o zamanlar.. ufak tefek bir şeyler de karalıyoruz ya.. atarız içine, eş-dost okur yazdıklarımızı, alkış tutarlar, dedik.. sitenin güvenliğini kendim sağlayabilir miydim bilmiyordum.. o yüzden hazır sistemlere yöneldim.. ama hep bir eksik vardı.. özellikle fotoğraf albümü yapamıyordum.. daha sonra wordpress’de bir fotoğraf albümü eklentisi bulunca, siteyi wordpress ile kurmaya karar vermiştim..
Devamını Oku
tam en dibe vurduğumda, o siyahlarda kaybolduğumda, o siyahların içindeki beyazı umutsuzca ararken ışığım oldun sen benim.. aniden girdin hayatıma.. ne olduğunu anlamadım bile.. aniden vazgeçilmezim oldun; hayatım bir hiçten ibaretken..
o beyazı yok edenin ben olduğunu gösterdin.. hep dinledin.. yargılamadın hiçbir zaman.. hiçbir şey söylemedin benim tüm söyleyeceklerim bitene kadar.. kızmadın bana asla.. hep yanımdaydın.. hep arkamda olduğunu bilerek hareket ettim.. umudu öğrettin bana yeniden, o değerlerin, yaşamın asla bitmediğini, orada olduğunu
gösterdin.. elimden hep tuttun, defalarca bırakmaya kalkışmama rağmen.. o yolda yürürken defalarca düşmeme rağmen “hep” kaldırdın beni..
Devamını Oku
1968 yılında “kült” diye tabir edilen cinsten bir film çekmişti franklin j. schaffner. fransız yazar pierre boule’un romanından uyarlanan filmde, tarih kadar eski bir varoluş tartışması,“ilerleme karşısında satükonun direnci”teması beyazperdeye nefis bir şekilde taşınıyordu. albert einstein’ın görelilik kuramına gönderme yaparak, “evrimsel sürecin tersine de işleyebileceği olasılığını” ortaya koyuyor, “gelişmiş bir maymun beyni ile insanın ne gözle görülebileceği ve nasıl hükmedileceği” resmediliyordu.
yeni versiyonları da çekildiği için genç nesiller de hatırlar “maymunlar cehennemini”… bir grup astronot, uzun bir uzay yolculuğundan sonra, bir arıza sonucu çok uzak ve bilinmeyen bir gezegene inmek zorunda kalıyordu… karşılaştıkları durum ise ilginçti… konuşmayı bilmeyen ilkel mağara insanları ve adeta insanla yer değiştirmiş, konuşan, avlanan, karmaşık bir medeniyet geliştirmişti maymunlar… astronotlar bir şekilde dağılıyor ve esasoğlan, ilkel insanlardan oluşan bir grupla birlikte insan avcısı maymunlar tarafından esir ediliyordu…
neden bu filmi hatırlatarak başladık yazımıza… açıklayalım…
Devamını Oku
artık incinmeyecek kadar güçlü hissediyorum kendimi.. kendime değer vermediğim için çok fazla incinmeye sürükledim kendimi.. yani meyil verdim.. ama insanların umurunda değil tabi ki.. artık kendim önemliyim.. kendime daha fazla saygı duymam gerektiğini hissettim.. ama bu sanırım, farkındalık zamanıma rastladığı için ders alabildim.. ve doğruya yaklaşmaya başladım.. artık pesimist duygularda kavrulmak istemiyorum..
yazmak istiyorum.. şu anda saat üç ve ben ayaktayım yine.. yazmak ve alkol almak istiyorum.. ne yazmak istediğimi bile bilmiyorum.. ağlamak istiyorum şu anda, deliler gibi.. ruhum bedenimi bırakmış gibi hissediyorum.. yazmak istiyorum ben.. ağlamak istiyorum deliler gibi.. ağlamak istiyorum, birinin omzuna başımı koyarak.. şu anda buna o kadar çok ihtiyacım varki.. yalnızlık bende olmayan ruhumu kemiriyor gibi geliyor.. sessizliğin sesi beynimi inletiyor.. üşümeye başladım yine sıcak odamda.. lütfen.. lütfen tanrım, birini gönder yanıma.. başımı omzuna dayayıp ağlayayım o’nun.. şu anda buna o kadar ihtiyacım varki.. sana bile anlatamam.. ama ben anlıyorum.. yalnızlığı.. şimdi yalnızım.. başımda boş bir gürültü var.. kalbimde boş bir çarpma.. sanki şu an durmak istiyor.. daha ne bekliyorsun ki? kim tutuyor seni? dur işte duracaksan..
kaç kişi vardır acaba şu dünyada, senden daha merhametli diyebileceğim?
kaç kişi vardır acaba senin gibi, herkesi yüreğine alan?
kaç kişi vardır acaba bana değer veren?
dertlerimi derdi olarak gören..
ve seven.. sadece seven..
ama herkesi, yaptıkları her şeye rağmen seven..
Devamını Oku