Benim stadım senin stadını döver!

19 Nisan 2010 tarihinde, saat 22:41.17 civarında yazılmış.

Hikaye 15 Şubat 1998′de başlıyor aslında. Ali Şen tarafından kafasına rakı kadehi konulan Vefa Küçük’ün karizması yerle bir olunca, Aziz Yıldırım bu tarihteki seçimi 1 oy farkla kazanıyordu. Fatih Terim’li GS 1998, 1999 ve 2000 yıllarında şampiyon olunca FB başkanının koltuğu sallanmaya başlıyordu. Başkanlığının ilk 3 senesinde GS’nin üstüste şampiyon olması üzerine “Tarihte en çok GS şampiyonluğu gören FB başkanı” olarak dalga geçilen Yıldırım, müteahhitliğinin de etkisiyle gündem değiştirmek için 2000 yılında FB Stadı projesini ortaya attı. Fakat sportif başarının gelmemesi üzerine bu sefer de “Golleri kapılar, pencereler atmıyor” şeklinde eleştirilere maruz kalıyordu.

Artık akıllanan FB başkanı 2000-2001 sezonunu FB’nin mutlu sonla kapaması üzerine Mustafa Denizli’ye “Takımı sen mi şampiyon yaptın, ben yaptım” diyerek o şampiyonluğu kısaca özetliyordu. Bu arada stadın kapasitesini arttırma çalışmaları devam etmekteydi. 2002 yılında GS’nin şampiyon olmasıyla “En çok GS şampiyonluğu gören başkanlık rekoru” 4′e çıkmıştı. Ertesi sene 100. yılında Beşiktaş şampiyon olduğunda 6 yılda sadece 1 kez şampiyonluk gören bir başkan ve onu eleştiren camiası vardı ortalıkta. Stadın kapasitesinin 40 binin üzerine çıkması bile camiadaki hoşnutsuzluğu gideremiyordu.

Beşiktaş 101. yılında FB’ye 11 puan fark atmışken de bu stad – mtad işleri ortamı soğutamıyordu. Sonra birgün birşeyler oldu Beşiktaş’a. Kendi evinde 5 kırmızı kart gösterdiler Kartala ve ardıardına engellemeler ile şampiyonluğu çalınarak FB’ye verildi. Sonra bir baktık ki Yıldırım “Efsane Başkan” statüsüne terfi ediverdi.

Stadyum iyice büyümüş, 45-50 bin kişilik stadyumda FB cumhuriyeti şişirmesiyle hakemler etki altına alınır olmuştu. Cebine 2 şampiyonluğu öyle böyle koyan Yıldırım artık Federasyonu, hakemleri, Tahkim Kurulu’nu, PFDK’yı etki altına alabilecek konuma gelmişti. Böyle bir ortamda 2005 şampiyonluğu da FB’nin oluyordu.

Herşey süper gidiyordu. 2006 şampiyonluğunun Denizli’deki son maçta GS’ye kaptırılması ise tam anlamıyla bir şoktu. Sağlık problemleri ile ilgili uyduruk istifadan sonra camianın desteğini alarak güven tazeleyen Yıldırım, kabloların kesilmesinin de etkisiyle 2007′de yine mutlu sona ulaşıyordu. Bir sene sonra egosu tamamen şişmiş FB camiası şampiyonluğu 2008′de yine GS’ye kaptırınca kurban olarak teknik direktör Zico seçiliyordu.

2008-2009 sezonu için Avrupa şampiyonu İspanya’nın dedesi Aragones istenen başarıyı sağlayamıyor ve bir önceki sene Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkan takımın teknik direktörü Zico için tribünler besteler söylüyorlardı. Hatta daha da ileri gidilerek “Yönetim bu takım senin eserin” diye toplu protestolar yapılıyordu. Tribünlerde yer yer kavga ve ayaklanmaların çıkması FB’de kazanların yine fokurdamaya başladığının göstergesiydi.

Stadın yapımı artık tamamlanmıştı. Başarısızlığın faturasının stadyum kılıfıyla örtülemeyeceği bir dönem başlamıştı. 2009-2010 sezonu öncesinde kongrede tekrar başkan seçilen Yıldırım 3 sene üstüste şampiyonluk sözü veriyordu. Sonra o günlerden bugünlere geldik. Neler olduğunu hepimiz görüyoruz…

660 gün önce yazılmıştır.
EtiCanlar:

Bu yazı hakkında bir şeyler demek ister misiniz?





Tüm haklarını kedim yedi :)