Basketbolla yatıp kalktığımız şu günlerde öyle bir takım yaratılmış ki, İlhan Mansız’ın Senegal’e attığı golden sonra hiç bir milli maçta bu kadar zevk almadım Slovenya maçını izlerken… Şimdi Sırbistan’ı yenmek demek, (kuvvetle muhtemel) Dünya devi “Dream Team” dediğimiz (her ne kadar Samanyolu kadar yıldızı eksik de olsa) Amerika’ya kafa tutmak demek.
Devamını Oku

Bir süredir Beşiktaş’ımın armasının çok büyük halini arıyordum. Hatta bulamayınca, ForzaBeşiktaş forumlarında konu da açmıştım ancak oradan da bir şey çıkmadı. Zor da olsa vektörel olarak çizilmiş ufak boyutlu bir armamızı buldum, hem de aslında tam aradığım gibi, üzerinde Kartal olan bir çizim.
Devamını Oku
evinde maç sesi hiç eksik olmayan, maç anıları dolaşan bir evde büyüdüm ben.. ben beşiktaşlı cemal’in kızıydım, kara kartal cemal.. herkes öyle bilirdi babamı.. beşiktaş şampiyon olduğunda, mahalledeki tüm bayrakları babam asardı arkadaşlarıyla boydan boya.. balkondan baktığımda kocaman siyah beyaz bayrağı görürdüm hep.. dalgalanırdı en asil haliyle.. babam televizyon karşısına geçip maç seyrettiğinde ben de geçerdim televizyon başına.. sorardım “hangi rengi tutuyosun baba?” diye.. “siyah beyaz” derdi babam.. siyah beyaz..
Devamını Oku
1968 yılında “kült” diye tabir edilen cinsten bir film çekmişti franklin j. schaffner. fransız yazar pierre boule’un romanından uyarlanan filmde, tarih kadar eski bir varoluş tartışması,“ilerleme karşısında satükonun direnci”teması beyazperdeye nefis bir şekilde taşınıyordu. albert einstein’ın görelilik kuramına gönderme yaparak, “evrimsel sürecin tersine de işleyebileceği olasılığını” ortaya koyuyor, “gelişmiş bir maymun beyni ile insanın ne gözle görülebileceği ve nasıl hükmedileceği” resmediliyordu.
yeni versiyonları da çekildiği için genç nesiller de hatırlar “maymunlar cehennemini”… bir grup astronot, uzun bir uzay yolculuğundan sonra, bir arıza sonucu çok uzak ve bilinmeyen bir gezegene inmek zorunda kalıyordu… karşılaştıkları durum ise ilginçti… konuşmayı bilmeyen ilkel mağara insanları ve adeta insanla yer değiştirmiş, konuşan, avlanan, karmaşık bir medeniyet geliştirmişti maymunlar… astronotlar bir şekilde dağılıyor ve esasoğlan, ilkel insanlardan oluşan bir grupla birlikte insan avcısı maymunlar tarafından esir ediliyordu…
neden bu filmi hatırlatarak başladık yazımıza… açıklayalım…
Devamını Oku
Yenilgiden sonra yazılmış klasik tabelaya yönelik isyan kelamlarından bir demet değildir bu.
Bu kez amacımız tekniğe,taktiğe kendimizce ahkâm kesip dil döndürmek,bir yaraya parmak basmak,giden 3 puanı hangi beklenmedik virajdan telafi edebileceğimizi hesaplamak gibi nispeten tatlı telaşlar peşinde koşmak değil.
Zira bu gecemiz daha bir zehir zemberek.
Bu geceyi anlatacak sözlerimiz de öyle olacak ne yazık ki,dost acı söyler.
Bugün kaybettiğimiz yalnızca bir derbi ya da 3 puan değil.
Devamını Oku

hava kapalı..
ve ben nefes aldığım ormandayım..
yüreğimin haykırdığı uçurumda, ağladığım beşikteyim..
dirseğimi çürüttüğüm duvarda, toz toprak içinde kaldığım çocuk bahçesindeyim..
sesimin kısıldığı soğuk suda, bozuk para attığım sokaktayım..
ayıldığım küvette, bayrak salladığım asmalı balkondayım..
aşık olduğum bakkalda, kulağımın çınladığı 10 kasım’dayım..
arkadan itilen kaydırak sırasında, doğduğum evdeyim..
titrediğim sevinçte..
yani ben yine güneşin ulaşamadığı bir derinlikteyim..
kapalıda bir yerlerde..