kaçıncı kaçamak bu dünyadan?
kaçıncı selam darağacına?
bu kaçıncı randevu, ölümle kucaklaşan?
kaçıncı şaka bu?
bitir bu oyunu..
kes cezamı..
hadi! vur beni!
öldür beni!
ne buraya aitim artık, ne de oraya.. bu karışıklığın ortasında nasıl sevebildim bir benliği daha? tuhaf, ama sevdim.. sevdim boşuna.. ne önümdekine aitim artık, ne de ardımda kalana.. birini ararken diğerini buluyordu gözlerim.. kalbim elli parçaya bölünmüş.. hep bir ağıt oluyordu içimde.. sevilip de yaşanamayanlara..
üzgünüm çok.. nefretim öyle bir büyüdü ki içimde.. sığmıyor artık kalbime, taşıyor.. gördüğü her ruhu parçalıyor.. susuyor.. öyle çok bitkin ki ölmek için bile.. ama ölüyor..
Devamını Oku
gülmek yakışmıyor yüzüme.. hep bir hüzün dolaşıyor benimle birlikte.. yüzümün bütün organları parçalanıyor, tek tek.. yüzüm ruhunu kaybediyor gülünce.. ve bunların üstüne bir de seni her gün unutmak eklenince.. hüzün hiç gitmiyor yanımdan.. bana her saniye hatırlayacağım anlar yaşatıyorsun.. sonra da seni her gün yeniden unutmamı istiyorsun.. her gün seni unutarak yaşamak çok acı.. ama her gün seninle yeniden tanışıp, yeniden aşık olmak, acıyı biraz da olsun siliyor..
Devamını Oku
buruk bir yalan yalnızlık.. yavaş yavaş eriyen bedenin kendine ait öfkesi sanki.. korkuyor dingin yaşlı, doğumundan sonra ölümüne yakın olmaktan.. bilmiyor ki saçlarını kendi ağartmış.. bilmiyor ki yumruklarını sıkarsa gücünü yeniden kazanacağını.. sadece ölüme daha yakınmış o kadar.. ve içine akıtmış zehrini.. gelmeyecek ve her zaman geleceğini bilmediği otobüsü beklemeye koyulmuş..
kendisi gibidir, kendisine yakıştırdığı yer insanın.. suların içinde kaybolmuş paslı bir demir parçasına dokunarak, onu silkelemiş.. o da terk edilmişliğinde yaşayan birine ihtiyacı olan bir demir parçasıymış.. birlikte iki yalnız, neyin ne olduğunu sorgulayamadan yaşayan iki ölü kelebekmiş, kozalağından çıkamayan.. bir şarkı mırıldanmış yorgun sesiyle yorgun adam, ağlayarak..
Devamını Oku
bilen varsa anlatsın ne olur.. nasıl dayanılır sevgilinin kokusunu duymamaya? sabahları o’nunla uyanmamaya.. omzunda ağlayamamaya.. gerekli gereksiz kavga etmemeye.. özlemeye.. çok özlemeye.. dokunamamaya.. içten, en içten kucaklayamamaya..
seni her geçen gün daha çok özlüyorum.. özleminle çoğalıyorsun içimde.. bugünlerde hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden.. evde boş boş dolanıyorum.. televizyon izleyeyim diyorum, olmuyor.. sonra gidip bir bira açıyorum, yarısını döküyorum.. yemek yiyeyim diyorum, o da yok.. gidip çıkarıyorum hemen.. o iğrenç tat ve koku gitmiyor bir türlü.. sonra geçiyorum bilgisayarın başına.. bir orada, bir burada.. sıkılıyorum.. kalkıyorum ama, o açık kalıyor..
Devamını Oku
red hot chili papers, otherside, çalıyor.. ses yükseliyor, yükseliyor ve kocaman olup yutuyor beni.. hatta emiyor.. organlarımın yoğunluğu karşısında dehşete düşüyorum..
neden sevmediğimi anlıyorum biyoloji derslerini.. yer çekimi yok kaç gündür.. adımını boşluğa atmak, vücudundaki her hücrenin ağırlığını hissetmek, insanı tek bir noktaya götürüyor.. “dağılım” bu olmalı.. kendimi otururken bile yer çekimine meydan okur buluyorum..
Devamını Oku