<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önder&#039;in odası... &#187; Alıntılar</title>
	<atom:link href="http://eski.ondurart.com/kategori/alintilar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://eski.ondurart.com</link>
	<description>eski.ondurart.com</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Nov 2011 16:29:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kültür Bakanlığı&#8217;nca Atatürk&#8217;e Uygulanan Sansür!</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/kultur-bakanliginca-ataturke-uygulanan-sansur</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/kultur-bakanliginca-ataturke-uygulanan-sansur#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 18:51:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[aşık veysel]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk'e ağıt]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://eski.ondurart.com/?p=1835</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki bir yerlerden sansür haberleri gelmesin. Bu sansür haberimiz de yine Atatürk üzerine, Kültür Bakanlı&#8217;mız tarafından gelmiş. Âşık Veysel&#8217;in Atatürk için yazıp bestelediği Atatürk’e Ağıt isimli türküsü bu sefer sansürden nasibini almış. Sansür demeyelim biz buna aslında, şiir eski olduğundan güncellenme yayınlamışlar sayın bakanlarımız. Aşağıdaki yazı Sessizliğin Sesleri Gazetesi blog sayfasından alındı. Sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki bir yerlerden sansür haberleri gelmesin. Bu sansür haberimiz de yine Atatürk üzerine, Kültür Bakanlı&#8217;mız tarafından gelmiş. Âşık Veysel&#8217;in Atatürk için yazıp bestelediği <strong>Atatürk’e Ağıt</strong> isimli türküsü bu sefer sansürden nasibini almış. Sansür demeyelim biz buna aslında, şiir eski olduğundan <strong>güncellenme</strong> yayınlamışlar sayın bakanlarımız.<br />
<span id="more-1835"></span><br />
Aşağıdaki yazı <a href="http://sessizliginsesleri.blogspot.com/" target="_blank">Sessizliğin Sesleri Gazetesi</a> blog sayfasından alındı. Sadece okumayın, okurken düşünün de&#8230;</p>
<blockquote><p>Belki önemsiz bulup hiç dikkatinizi çekmemiştir. Belki de ilgi alanınıza hiç girmiyor. Ben oldum olası Türk halk müziğini severek dinlerim. Özellikle de Âşıklama tavrını ve deyiş türlerini dinlemeye bayılırım. Söylemesi ayıp; Türk halk müziğini icra konusunda kabiliyetimin olduğunu da söylerler. Öğünmek gibi olmasın, repertuarım da oldukça geniştir.</p>
<p>Geçenlerde her nedense Âşık Veysel’in Atatürk için yazıp bestelediği <strong>Atatürk’e Ağıt</strong> isimli türküsünü dinlemek istedim. Youtube’dan bulup dinledim. Sonra da bu ağıtın sözlerini bir yerlere yazmayı ve kendimce söylemeyi düşündüm. Bu sözler en doğru şekilde nerede bulunur diye düşünürken birden devlet kurumlarının internet siteleri aklıma geldi ve Kültür Bakanlığı’nın resmî internet sitesine girerek şiirin metnini aldım. Ancak o da nesi! Âşık Veysel’in söylediği türkü ile Kültür Bakanlığı’nın internet sitesinde<br />
bulunan şiir metni birbirinden oldukça farklı şeyler.</p>
<p>Âşık Veysel’in <a href="http://www.youtube.com/watch?v=d2jSoWk7xqE" target="_blank">Youtube’da bulunan sesinden</a> deşifre etmek suretiyle oluşturduğum metinle Bakanlık&#8217;ın <a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-5273/agit--asik-veysel.html" target="_blank">internet sitesinde bulunan metin</a> arasında yapmış olduğum karşılaştırmada gördüm ki; Âşık Veysel&#8217;in şiiri, makaslanarak ancak girebilmiş Kültür Bakanlığı&#8217;nın internet sitesine.</p>
<p>Öncelikle belirtmem gerekirse; şiirin adı sadece <strong>AĞIT</strong> şeklinde yer almış Bakanlık&#8217;ın sitesinde. Oysa bu şiir genelde <strong>ATATÜRK&#8217;E AĞIT</strong> olarak bilinir. Umumiyetle bu isimle yer alır yayınlarda.</p>
<p>Şiirin kıta düzenini, yani orijinal hâlini Âşık Veysel&#8217;in Türküsünde söylediği şekilde kabul edersek, Kültür Bakanlığı&#8217;nın sitesinde bütün dörtlüklere takla attırılarak yerleri değiştirilmiştir. Atatürk&#8217;ün övüldüğü, hatta Büyük İskender ve Zülkarneyn ile kıyaslandığı iki kıta Bakanlık&#8217;ın sitesinde hiç yer almamıştır. Bakanlık&#8217;ın sitesinde yer almayan o iki kıta şunlardır:</p>
<blockquote><p><em>Şüphesiz bu dünya fani,</em><br />
<em> Tanrının aslanı hani,</em><br />
<em> İnsi cini cemi mahluk,</em><br />
<em> Hepisi birden ağladı.</em></p>
<p><em>İskender-i Zülkarneyin,</em><br />
<em> Çalışmadı bunca leyin,</em><br />
<em> Her millet Atatürk deyin,</em><br />
<em> Cemiyeti akvam ağladı.</em></p></blockquote>
<p>Anlaşılıyor ki; Kültür Bakanlığı Atatürk’ün tıpkı Hz. Ali gibi <strong>Tanrının aslanı</strong> olarak nitelendirilmesini ve bir rivayete göre Peygamber olan “Zülkarneyn” ile kıyaslanmasını dinen sakıncalı bulmuş ve bu iki kıtaya sitesinde yer vermemiştir. Bilindiği gibi İslami literatürde savaşçı kişiliğinden ve cesaretinden dolayı Hz. Ali’ye Allah’ın aslanı anlamında <strong>Esedullah</strong> denilmiştir. Ayrıca Hz. Ali’nin amcası Hz. Hamza da aynı lakapla anılmaktadır. Öte yandan Alevilik inancında Hz. Ali ve onun sulbünden gelen Ehl-i Beyt’e aşırı bir sevgi beslenmekte ve bu sebeple Hz. Ali yine aslan manasına gelen <strong>Haydar</strong> ismiyle anılmaktadır.</p>
<p>Anlaşılıyor ki; Kültür Bakanlığı, Alevi ozanlarımızdan olan Âşık Veysel’in, Mustafa Kemal Atatürk’ü Hz. Ali’ye benzetmesini ve onunla kıyaslamasını doğru bulmamıştır. Kim bilir belki de Âşık Veysel’in, Atatürk’ü Alevileştirmeye çalıştığını düşünmüştür Bakanlık! Bu yüzden de söz konusu kıtayı şiirden çıkarıp atmıştır!</p>
<p>Ayrıca İslam literatüründe, Makedonyalı Büyük İskender’in, Kur’an’da ismi geçen ve peygamber olup olmadığı şüpheli üç isimden birisi olan Hz. Zülkarneyn olabileceği yönünde bir kabul bulunmaktadır. Büyük İskender’in, yiğit ve cesur bir kral olduğu ve Avrupa’dan başlayıp Hindistan’a, oradan dönüp Kuzey Afrika kıyılarına kadar birçok fetihler yaptığı ve büyük işler başardığı, kendi adıyla anılan İskenderun ve İskenderiye gibi şehirlerin kurulmasını sağladığı bilinmektedir. Kur’an’da anlatıldığı üzere Zülkarneyn&#8217;in (iki boynuzlu taç giydiği için kendisine bu unvan verilmiştir. Zülkarneyn “iki boynuzlu” anlamına gelir) de Büyük İskender’in hikâyesine benzer bir hikâyesi vardır. Kimi İslam âlimleri işte bu benzerlikten yola çıkarak Kur’an’da adı geçen Zülkarneyn’in, Makedonyalı Büyük İskender olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu hikâyeleri bildiği anlaşılan Âşık Veysel, Atatürk’ün, bir milleti âdeta yoktan var ettiğini, yepyeni ve pırıl pırıl bir ulus devlet kurduğunu düşünerek onun başarısını, Hz. Ali’den sonra Büyük İskender’in ve Zülkarneyn’in başarısıyla kıyaslamak istemiştir. Âşık Veysel’in bilgi derinliğini de ortaya çıkaran bu kıta da ne yazık ki; Bakanlık tarafından sakıncalı bulunmuş ve şiir metninden atılmıştır!</p>
<p>Bu zihniyetin, Merhum Mehmet Akif’in, <strong>Çanakkale Şehitlerine</strong> isimli şiirinde, Çanakkale’de savaşan Mehmetçiği “Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi” şeklinde tasvir etmesine de karşı çıktığı öteden beri zaten bilinmektedir. Anlaşılıyor ki; Kültür Bakanlığı artık bu zihniyetin eline geçmiş bulunmaktadır.</p>
<p>Bakanlık yetkilileri Âşık Veysel’in okuyuşuna göre birinci kıtanın üçüncü mısrasında bulunan <strong>başbuğu</strong> kelimesini kaldırmış, onun yerine <strong>Süleyman</strong> diye bir isim uydurmuştur. Ancak bu Süleyman kimdir bilinmiyor. Hz. Süleyman mı, Kanuni Sultan Süleyman mı, Süleyman Hilmi Tunahan mı yoksa Süleyman Demirel mi belli değil. Süleyman Seba olamayacağına göre, Kültür Bakanlığı tarafından Veysel’in şiirine yamanan Süleyman, bu Süleymanlardan birisi olmalıdır.</p>
<p>Anlaşılıyor ki; Bakanlık eski Türklerde hükümdar ya da başkumandan yerine kullanılan <strong>başbuğ</strong> kelimesini sakıncalı bulup, onun yerine muhtemelen aynı zamanda İsrailoğullarının krallarından birisi de olan Hz. Süleyman’ın ismini yamamayı münasip bulmuşlardır.</p>
<p>Kim bilir eski tüfek solcu olan Bakan Ertuğrul Günay, <strong>başbuğ</strong> kelimesinin, Merhum Alparslan Türkeş’i çağrıştırdığını filan düşünerek emrini bu yönde vermiştir! Ya da &#8220;Hoşgörü ve “Dinler Arası Diyalog” diye tutturanlar, bu değişiklikle İsrailoğullarına ince bir mesaj vermek istemişlerdir! Zira Kültür Bakanlığı’nın belli bir cemaatin eline geçtiği konusunda kamuoyunda uzun süredir bir dedikodu yapıldığı bilinmektedir. Hoşgörü ve diyalog çalışmaları adına Kur’an ayetlerine ve Hz. Peygamber’in hadislerine yasaklama ve eleştiri getiren bu zihniyetin, Âşık Veysel’in şiirine aynı maksatlarla müdahale etmesi, ihtimal dışı olmasa gerekir!</p>
<p>Veysel’in okuyuş sırasına göre; üçüncü kıtanın dördüncü mısrasını teşkil eden <strong>amir memur altın kürsü</strong> mısrası da bakanlık tarafından şiirden atılmıştır. Sebebini bilmiyorum ama Âşık Veysel, bu kıtayı 5 mısralı olarak söylemektedir. Yani 11 kıtalı şiirin 9 kıtası 4’erli olduğu hâlde, iki kıtası 5’li mısraya sahiptir ve bu 5’erli mısraya sahip kıtalardan birisi 4’üncü kıtadır. Veysel belki 4’üncü kıtanın 4’üncü mısrasını doğaçlama olarak, yani türküyü söylerken, kıtanın asıl 4’üncü mısrasını hatırlamakta geciktiği için araya böyle bir söz sıkıştırmış olmalıdır. Bir anlamda Veysel, sesli düşünmüştür ve bir nevi dolgu maddesi olarak kullanmıştır bu mısrayı. Çünkü bu mısra, diğer mısralarla kafiyeli de değildir. Dolayısıyla Bakanlık, bu mısrayı da fazlalık kabul ederek şiirden çıkarmıştır. (3)</p>
<p>Şiirin 8’inci kıtasının 3’üncü mısrası Âşık Veysel tarafından “Semerkand-ı Buhara’lar” şeklinde ifade edilirken, Bakanlık bu söyleyişi de münasip görmemiş ve bu mısrayı “Semarkant’la Buhara’lar” yapmıştır. Âşık Veysel’in mahallî ağızla telaffuz ettiği kelimelerin kitabisini yazmak her ne kadar kabul edilebilirse de Veysel’in “Osmanlıca” olarak ifade ettiği bir terkibi, günümüz Türkçesine çevirmek, kanaatimizce büyük hatadır ve şiirin özgünlüğüne müdahale anlamı taşır.</p>
<p>Kültür Bakanlığı’nın sansüründen nasibini alanlardan birisi de Mareşal Fevzi Çakmak’tır. Veysel’in şiirinin orijinalinde 9’uncu kıtanın üçüncü mısrasını teşkil eden &#8220;Maraşal Fevzi askerleri&#8221;ndeki <strong>“Maraşal Fevzi”</strong> gitmiş, onun yerine <strong>“Meraşalin”</strong> diye saçma bir kelime eklenmiştir. <strong>“Maraşal Fevzi”</strong> ismini Bakanlık&#8217;ın internet sitesine yakıştıramayan zihniyet, nasıl oldu da 7’inci kıtanın üçüncü mısrasındaki <strong>“İnön’İsmet”</strong> ismini görmedi, hayret!</p>
<p>Mareşal Fevzi Çakmak kim mi diyorsunuz? Cumhuriyet tarihimizin iki mareşalinden birisi. İlki Mustafa Kemal Paşa, ikincisi Mustafa Fevzi Paşa. Cumhuriyet tarihi boyunca en uzun süre Genel Kurmay Başkanlığı yapan büyük bir asker olmasının ötesinde son derece dindar bir adamdır Mareşal Fevzi Çakmak. Öyle ki; Çanakkale Savaşları ve Millî Mücadele boyunca bulunduğu her ortamda, hatta siperlerde bile elinden Kur’an-ı Kerim’i düşürmediği söylenmektedir. Mezarının, Eyüp Sultan Türbesi yakınlarında bulunması da bazı kaynaklarda onun bu özelliği ile açıklanmaktadır. Kültür Bakanlığı, işte böyle bir ismi bile çıkarıp atmıştır Veysel’in şiirinden. Muhtemelen bilmeden yapmışlardır tüm bunları.</p>
<p>Şiirin 5 mısralı kıtalarından bir başkası olan 10’uncu kıtanın yine 4’üncü mısrasını teşkil eden ve yukarıda izah ettiğimiz gibi, Veysel tarafından muhtemelen dolgu maddesi ve düşünme süresi olarak kullanılan <strong>Melek’il Mevt&#8217;in elinden</strong> sözleri de yine şiirden atılmıştır. Buradaki <strong>Melek’il Mevt</strong> ölüm meleği, yani Azrail demektir.</p>
<p>Merak eden okuyucularım, dipnotta verilen internet adreslerine girmek suretiyle gerekli karşılaştırmayı yaparak Âşık Veysel’in <strong>Atatürk’e Ağıt</strong> isimli şiirinin Bakanlık tarafından ne hale getirildiğini kendi gözleriyle de görebilirler.</p>
<p>Umarım 10 Kasım’a 3 kala faydalı bir iş yapmışımdır.<br />
Büyük Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum.<br />
Saygılarımla.</p>
<p><strong>Ömer Sağlam</strong><br />
_____________<br />
<em>1- <a href="http://www.youtube.com/watch?v=d2jSoWk7xqE" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=d2jSoWk7xqE</a></em><br />
<em> 2- <a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-5273/agit--asik-veysel.html" target="_blank">http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-5273/agit&#8211;asik-veysel.html</a></em><br />
<em> 3- Esasen Veysel’in, bu mısrada söylediği son iki kelime tarafımızdan da iyi anlaşılamamış, sadece “altın kürsü” olabileceği tahmin edilerek böyle yazılmıştır. <strong>“arş-ı kürsü”</strong> veya <strong>“arz-ı kürsü”</strong> de olabilir.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/kultur-bakanliginca-ataturke-uygulanan-sansur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>22 Ağustos İnternet filtresi!</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/22-agustos-internet-filtresi</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/22-agustos-internet-filtresi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 09:59:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1593</guid>
		<description><![CDATA[22 Ağustos&#8217;tan itibaren uygulanacak olan filtre, 1998 yılından beri İnternet kullanan biri olarak beni delirtiyor. Türkçe 3-5 site vardı. Her yere girebiliyorduk. İnanılmaz yavaştı İnternet&#8217;imiz. Ama özgürdük! 28 yaşına gelmişim yasaksız 13 senedir İnternet kullanarak. Beğenmediğim şeyi açmayarak. Kendi otokontrolümle, kendi tercihlerimle davranarak. Tek zarar görmemişim bu özgürlükten. Ama biri bu yaşımda bana &#8220;sen anlamazsın, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>22 Ağustos&#8217;tan itibaren uygulanacak olan filtre, 1998 yılından beri İnternet kullanan biri olarak beni delirtiyor. Türkçe 3-5 site vardı. Her yere girebiliyorduk. İnanılmaz yavaştı İnternet&#8217;imiz. Ama özgürdük! 28 yaşına gelmişim yasaksız 13 senedir İnternet kullanarak. Beğenmediğim şeyi açmayarak. Kendi otokontrolümle, kendi tercihlerimle davranarak. Tek zarar görmemişim bu özgürlükten. Ama biri bu yaşımda bana &#8220;sen anlamazsın, ben senin yerine seçecem nereye girip girmeyeceğini!&#8221; diyor. Benim yerime seçecek adam, ben kadar internette tecrübeli mi acaba?<br />
<span id="more-1593"></span><br />
Bu kaçıncı yasak? Daha bu hafta neler yasaklandı, neler konuştuk.</p>
<blockquote><p>Ankara polisi, kamuoyunda tepkiyle karşılanan uygulamalarına bir yenisini daha ekledi. Sokakta müzik yapan 3 genç gözaltına alındı, &#8216;Kabahatler Kanunu&#8217; uyarınca ceza kesildi. 2&#8242;sinin yaşının 18&#8242;den küçük olmasına rağmen ailelerine bildirilmediği iddia edildi.</p>
<p>http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17646864.asp</p></blockquote>
<blockquote><p>Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan William S. Burroughs’un &#8216;Cut-up&#8217; üçlemesinin ilk kitabı &#8216;Yumuşak Makine&#8217; için soruşturma açıldı.</p>
<p>http://www.ntvmsnbc.com/id/25206516/</p></blockquote>
<p>Bunlar sadece bu haftanın yasakları. Alkollü bahar şenliklerine veda ettik daha evvel. Başka kitaplar yasaklandı. Basılmamış kitap yasaklandı. Bir de tehdit edildik, &#8220;elimizde bulundurursak sizi de içeri tıkarız!&#8221; denilerek.</p>
<p>Yapılacak şey belli. Bu yasaktan en çok etkilenenler gençler. Şifrelere kurban gidenler, yasaklara kurban gidenler gençler. Oy kullanma yaşınıza geldiyseniz, size gerçek özgürlük verecek kim ise ona oyunuzu veriniz. kimin yasakçı olduğunu söylemeye gerek yok!</p>
<p>Taş, sopa vs.ye gerek yok. Eyleminizi oyunuz ile gösterin, şiddet ile değil! Boykot edin size yasak koyanları destekleyen firmaları! ekonomik olarak gösterin tepkinizi!</p>
<p>Tepki verin ama en önemlisi!</p>
<blockquote><p><a href="http://www.eksisozluk.com/" target="_blank">eksisozluk</a>&#8216;te yer alan <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=22+a%C4%9Fustos+2011+internetin+filtrelenmesi" target="_blank">22 ağustos 2011 internetin filtrelenmesi</a> konusunda <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=en+bi+gercek+sour" target="_blank">en bi gercek sour</a> tarafından <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=23284701" target="_blank">yazılmış yazının</a> bana uyarlanarak düzenlenmiş halidir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/22-agustos-internet-filtresi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Iverson üzerine&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/iverson-uzerine</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/iverson-uzerine#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2010 18:10:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya sporu]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1572</guid>
		<description><![CDATA[Allen Iverson, &#8220;Beşiktaş Cola Turka&#8217;ya geliyor, hadi canım dalga geçmeyin, evet kesin geliyor, hayır vazgeçiyor, New York&#8217;ta imza töreni, ilk uçağı kaçırıyor, Türkiye&#8217;ye ayak basıyor, ne yapar ne eder burada&#8221; derken ilk iki maçına çıktı bile. Beşiktaş Cola Turka&#8217;ya transferi sırasında ve bu tarihi olay gerçekleştikten sonra çokça üstüne konuştuk, yazılar ile değerlendirmeler yapmaya çalıştık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allen Iverson, &#8220;Beşiktaş Cola Turka&#8217;ya geliyor, hadi canım dalga geçmeyin, evet kesin geliyor, hayır vazgeçiyor, New York&#8217;ta imza töreni, ilk uçağı kaçırıyor, Türkiye&#8217;ye ayak basıyor, ne yapar ne eder burada&#8221; derken ilk iki maçına çıktı bile. Beşiktaş Cola Turka&#8217;ya transferi sırasında ve bu tarihi olay gerçekleştikten sonra çokça üstüne konuştuk, yazılar ile değerlendirmeler yapmaya çalıştık zaten. Hatta önce şaşkınlığı atmaya çalıştık sonra da geçen hafta içinde ULEB Eurocup&#8217;ta Hemofarm karşısında Beşiktaş formasıyla ilk maçına çıktığında hâlâ burada olduğuna inanmakta zorlandığımızı fark ettik.<br />
<span id="more-1572"></span><br />
En azından Eurosport 2&#8242;de mikrofon başındayken kendi adıma ben öyleydim. İkinci maçı için de Akatlar&#8217;da 40-50 kişilik basın tribününde neredeyse 150 kişinin arasından zar zor onu ısınırken görebilmek, ardından da seyircilere takımlar anons edilirken kendi isteğiyle Michael Jackson&#8217;ın ünlü Thriller şarkısıyla çıkışını izlerken seyretmek itiraf etmem gerekirse tahayyül ötesiydi. Saha içine gelince&#8230; &#8220;The Answer&#8221;ın ne performans göstereceği ya da ne durumda olduğu çok merak ediliyordu. Daha doğrusu aylardır ciddi bir maçta oynamaktan uzak hatta basketbol topunu dahi sağlıklı bir şekilde eline aldığı şüpheli bir büyük yıldızın durumunu sadece Türkiye değil ABD&#8217;den ve Avrupa&#8217;dan gelen basın mensupları da merak ediyordu.</p>
<p>İki maçın istatistikleri şöyle:</p>
<p>Hemofarm maçında 23:38 dakikada 4/10 (3/4 üçlük) şut isabeti ile 15 sayı 3 ribaund 2 asist 2 top kaybı.</p>
<p>Fenerbahçe Ülker maçında 19:17 dakikada 1/6 şut isabeti ile 2 sayı 4 ribaund 0 asist 2 top kaybı.</p>
<p>Baştan söylemek lazım ki Allen Iverson tahmin edildiği gibi fiziksel olarak hiç hazır değil. Çabukluk, hız ve aklının istediğine vücudunun cevap verme yoksunluğundan dolayı doğal olarak daha bire bir oyundaki üstünlüğünü ortaya koyma şansı olamıyor. Üstelik Iverson Avrupa basketbolunun bire birdeki sert savunmasına ve oradan sıyrıldığında gelen yardım savunmasına hiç alışık değil. Bunlara fiziksel ve yapı olarak adapte olması zaten belli bir zaman gerektiriyor. Ayrıca iki maçta da Hemofarm&#8217;ın fizikli savunmacısı Krstovic ve Avrupa&#8217;nın en iyilerinden Ömer Onan&#8217;ın onu savunduğunu unutmamak lazım. Daha takım arkadaşları onunla uyum sağlamış değil, ayrıca Koç Burak Bıyıktay da Iverson&#8217;ın hem oynaması gereken büyük yıldız, hem de eksiklikleri olan bir oyuncu olmasından kaynaklanan paradoks içinde tıkanmış durumda. Iverson&#8217;ın iki numarada oynaması ve bu yüzden top almak için çırpınması da başka bir problem. Iverson&#8217;ın özellikle top getiren adam olması takım içinde liderliğini hissetmesi onun daha verimli olmasını sağlayabilir. Diğer taraftan bu da Mire Chatman&#8217;ın psikolojisini nasıl etkiler, o da ayrı bir soru işareti. Ama Iverson şu takım kurgusuyla çok katkı veremeyebilir. Şu ana kadarki en pozitif durum, egosu yüksek, uyumu zor bilinen AI gibi bir büyük yıldızın mental olarak çabuk uyum göstermesi oldu. Bu önümüzdeki günler adına fiziksel erozyonunda biraz yamalanmasıyla beraber iyi bir temel oluşturabilir.</p>
<p>Bu arada Philadelphia Inquirer yazarı Kate Fagan hafta sonu İstanbul&#8217;dayken Iverson için özel bir rapor hazırladı. Orada Iverson&#8217;ın özellikle maddi bakımdan iflas ettiğine yönelik kanıtların olduğundan da bahsetti. Bunun asıl motivasyon olduğunu iddia edenler var ancak Iverson&#8217;da sanki farklı bir sakinlik var gibi. Bunu gelecekte daha net göreceğiz. Daha iki maç geçmişken kesin yargılara varmak tabii ki mümkün değil, ancak şunu söyleyebiliriz; seyircinin içinde yaktığı ateş dahi görülmeye değer. Beşiktaş&#8217;ın Iverson ile beraber bir iki maç kazanmasıyla beraber bazı şeyler rayına oturabilir. Ancak burada işi en zor olan insan kesinlikle Burak Bıyıktay.</p>
<blockquote><p>Eurosport yorumcusu ve spikeri olan Caner Eler tarafından <a href="http://tr.eurosport.com/caner-eler-sporperest_blog156/iverson-uzerine._post1560014/blogpostfull.shtml" target="_blank">23 Kasım 2010</a>&#8216;da yazılmıştır</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/iverson-uzerine/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Schuster Açılımı #1</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/schuster-acilimi-1</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/schuster-acilimi-1#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2010 11:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1560</guid>
		<description><![CDATA[Bugünlerde Schuster&#8217;in açıklamalarına karşılık olarak &#8220;sen ne diyorsun be adam?&#8221; gibi bir ağız birliği yapmak moda oldu sanırım&#8230; Tamam, puan kaybı sonrasında geldiği için &#8220;kabullenmeme&#8221;, &#8220;ayıp örtme&#8221; olarak bakılabilir bu demeçlere. Ancak aradaki haklılık paylarını da göz ardı etmemek lazım&#8230; Buna örnek oluşturacak bir özlü söz falan yazmak istedim de, aklıma bir şey gelmedi. Neyse&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünlerde Schuster&#8217;in açıklamalarına karşılık olarak &#8220;sen ne diyorsun be adam?&#8221; gibi bir ağız birliği yapmak moda oldu sanırım&#8230; Tamam, puan kaybı sonrasında geldiği için &#8220;kabullenmeme&#8221;, &#8220;ayıp örtme&#8221; olarak bakılabilir bu demeçlere. Ancak aradaki haklılık paylarını da göz ardı etmemek lazım&#8230; Buna örnek oluşturacak bir özlü söz falan yazmak istedim de, aklıma bir şey gelmedi. Neyse&#8230; &#8220;Açılım&#8221; adı altında &#8220;Schuster&#8217;i anlama&#8221; yoluna giriş yapıyorum. Ve öncelikle, işin daha çok Beşiktaş&#8217;ı ilgilendiren kısmından başlamak istiyorum&#8230;<br />
<span id="more-1560"></span><br />
&#8220;Bobo, Quaresma ve Guti olmadığında normal bir takımdan farkımız kalmıyor.&#8221; gibi bir laf etmiş sanırım Schuster. Ben duymadım, ama dediyse doğru demiş&#8230; Şöyle açayım; &#8220;Tabelayı değiştirme adına bu üç oyuncudan başka kaliteli bir isim yok&#8230;&#8221; Bunların dışında Necip, Ernst gibi &#8220;tabela değiştirmede&#8221; etkin olamasalar da, iyi hatta kaliteli denecek takım oyuncuları mevcut birkaç adet&#8230; Ancak çoğunluğu; yeteneksiz, güvenini kaybetmiş ve futbolu en temelden öğrenmeye tekrar başlaması gereken oyuncular oluşturuyor Beşiktaş&#8217;ta. Bunda sanırım hemen herkes hemfikirdir&#8230;</p>
<p>Beşiktaş&#8217;a bu sezon &#8220;çok iyi kadro!&#8221; dedirten oyuncular Quaresma ve Guti&#8217;ydi&#8230; Onların dışında büyük bir fark yok. Haydi geçmişten Bobo&#8217;yu da ekleyelim, zaten Schuster de eklemiş&#8230; Şimdi ben, Schuster&#8217;e &#8220;sen ne diyorsun be adam?&#8221; demektense, o saydığı üç ismi kullanırken ne sonuç almış onu merak ederim, ettim de&#8230;</p>
<p>Quaresma, Bobo ve Guti&#8217;nin bir arada 11 başladığı sadece 4 adet resmi maç var. Hepsi de galibiyetle noktalanmış&#8230; Bazı maçlar bu üçlüyü oynatma imkânı vardı hocanın fakat özellikle Bobo&#8217;yu sık sık rotasyona soktu. Yeni sakatlıktan çıktığı için, Fenerbahçe maçında oynatılmaması gibi&#8230; Özellikle o maçta Schuster&#8217;e çok kızgın olsam da, son günlerde &#8220;alın size rotasyonsuzluk!&#8221; der gibi üst üste aynı oyuncularla çıkınca da, adamın biraz haklı olduğu ortaya çıktı. Bobo üst üste 5 maç oynayınca beli yerinden oynadı ve belki devreleri kapadı&#8230;</p>
<p>&#8220;Üçü sana fazla, bu Beşiktaş neler gördü! Sana ikisi de yeter.&#8221; diyerek; Quaresma, Guti ve Bobo&#8217;dan &#8220;en az ikisinin&#8221; 11 başladığı maçlara göz atalım:</p>
<ul>
<li>Beşiktaş 3 &#8211; 0 Vikingur (Quaresma, Bobo)</li>
<li>Vikingur 0 &#8211; 4 Beşiktaş (Quaresma, Bobo)</li>
<li>Beşiktaş 3 &#8211; 0 Plzen (Quaresma, Bobo)</li>
<li>Beşiktaş 2 &#8211; 0 Helsinki (Quaresma, Bobo, Guti)</li>
<li>Helsinki 0 &#8211; 4 Beşiktaş (Quaresma, Bobo, Guti)</li>
<li>Bucaspor 0 &#8211; 1 Beşiktaş (Quaresma, Bobo, Guti)</li>
<li>Karabükspor 1 &#8211; 4 Beşiktaş (Quaresma, Guti)</li>
<li>Beşiktaş 4 &#8211; 0 Ankaragücü (Guti, Bobo)</li>
<li><span style="color: #0000ff;">Fenerbahçe 1 &#8211; 1 Beşiktaş (Quaresma, Guti)</span></li>
<li>Beşiktaş 2 &#8211; 1 Antalyaspor (Quaresma, Bobo)</li>
<li>Rapid Wien 1 &#8211; 2 Beşiktaş (Quaresma, Guti, Bobo)</li>
<li>Beşiktaş 3 &#8211; 0 Mersin İ.Y. (Guti, Bobo)</li>
<li>Beşiktaş 2 &#8211; 1 Sivasspor (Guti, Bobo)</li>
<li><span style="color: #0000ff;">Porto 1 &#8211; 1 Beşiktaş (Guti, Bobo)</span></li>
<li><span style="color: #0000ff;">Beşiktaş 1 &#8211; 1 Kasımpaşa (Guti, Bobo)</span></li>
<li><span style="color: #ff0000;">Gaziantep BLD. 1 &#8211; 0 Beşiktaş (Quaresma, Bobo)</span></li>
<li>Gençlerbirliği 0 &#8211; 2 Beşiktaş (Quaresma, Guti)</li>
</ul>
<p>Toplam 17 maç var burada, siyah renkliler galibiyet demek; mavi renkliler beraberlik; yenilgiler de kırmızı&#8230;</p>
<p>Tek yenilgi, belki de Schuster&#8217;in şuana kadar en büyük hatası olan &#8220;moralsiz as kadroyla&#8221; maça gidilmiş olması ve Bobo gibi oyuncunun dinlendirilmemesi ile geldi&#8230; O maçta psikoloji farklıydı, Quaresma yeni sakatlıktan çıkmış ve sonradan anlaşılacağı üzere Bobo da maç içinde problem yaşamıştı. Beraberlikler de Kasımpaşa harici kabul edilebilir&#8230; Kasımpaşa maçı pek iyi olmadı doğrudur ama 95&#8242;de penaltı girse o maç da siyahlaşacaktı. Porto maçında beraberliği kabul etmekten öte; takımın o günkü görüntüsü hakkında söyleyeceklerimi, Schuster&#8217;in 1960&#8242;lar söylemine dem vuracak olduğum &#8220;açılım dizisinin&#8221; ikinci bölümüne saklıyorum&#8230;</p>
<p>Diyeceğim odur ki; Beşiktaş&#8217;ın iyi kadrosu olduğu söylenemez fakat &#8220;kadro iyi&#8221; yanılgısına düşüren çok iyi denebilecek oyuncuları vardır. Ve bu oyunculardan en azından ikisini kullanırken adamın gayet iyi iş çıkarttığı görülüyor&#8230; Bu oyuncuların hiç olmadığı ya da sadece birinin olduğu durumlarda ise; ortaya çoğunlukla &#8220;&#8221;çözümsüzlük&#8221; çıkıyor&#8230; Çünkü yerlerine oynayan oyuncuların 3 metre öteye attıkları olumlu pasa veya boş kaleye top yuvarlamasına ciddi ciddi &#8220;tav olacak&#8221; durumdayız&#8230; Sergen&#8217;in yorumları sinir bozucu olabiliyor, farkındayım. Ancak arada çok önemli detaylar da veriyor bir futbolcu olarak. Mesela bugün Quaresma hakkında bir şey dedi: &#8220;Maçta dikkat ettim, mesela koşuyor alıyor topu ve kafasında bir oyun planlıyor. Verip, tekrar alacak falan&#8230; İyi güzel de, onu anlayacak başka adam da yok ki etrafında, Quaresma anca hayal kurmakla kalır yani sahada! Verdiği top zor geri gelir ona&#8230;&#8221;</p>
<p>Onlar yokken, Beşiktaş&#8217;ın eski halinden pek fark olmuyor, hatta bireysel performans olarak bazı oyuncuların &#8220;eski hallerinden&#8221; bile kötü oldukları görülüyor. Takım kötüyken defansı ayakta tutan yegâne adam Sivok zaten arazi&#8230; Bunla beraber yine &#8220;karakterli futbol&#8221; oynatılmak istenince, işler iyi gitmiyor. Maçına göre karakter değiştirmek, &#8220;karaktersizliği&#8221; de getirebilir. O riske değer mi bilmiyorum&#8230; İyi kötü bir &#8220;karakter edinmiş&#8221; takımın, Porto karşısında mağlup durumdan dönebildiğini gördük. Aynı şekilde Rapid Wien&#8217;i yine geriden gelip yendiğini&#8230; Sanırım bunlar ikinci yazının konularına dahil oluyor. Devam etmeye çalışacağım önümüzdeki günlerde&#8230;</p>
<blockquote><p><a href="http://cartalete.blogspot.com/2010/11/schuster-aclm-1.html" target="_blank">Cartalete Blog</a>&#8216;tan alıntıdır.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/schuster-acilimi-1/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen benim hazin öyküm, bitmeyen türküm&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/sen-benim-hazin-oykum-bitmeyen-turkum</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/sen-benim-hazin-oykum-bitmeyen-turkum#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 22:02:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1539</guid>
		<description><![CDATA[Forza Beşiktaş forumlarından, yine bir Abdullah Doruk Koç yazısıdır bu&#8230; Şeref Bey&#8217;de, 8 Kasım 2010&#8242;da oynadığımız ve 1-1 berabere kaldığımız Kasımpaşaspor maçından sonra yazmış. Aslında yazmış demek pek de doğru olmaz sanırım, yüreğini dökmüş bir kez daha. Kendisinin affına sığınarak, bu yazısını da buraya asıyorum. Forza üyeliği olmayanlar da belki görür de, okurlar diye&#8230; Yazıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Forza Beşiktaş forumlarından, yine bir Abdullah Doruk Koç yazısıdır bu&#8230; Şeref Bey&#8217;de, 8 Kasım 2010&#8242;da oynadığımız ve 1-1 berabere kaldığımız Kasımpaşaspor maçından sonra yazmış. Aslında yazmış demek pek de doğru olmaz sanırım, yüreğini dökmüş bir kez daha. Kendisinin affına sığınarak, bu yazısını da buraya asıyorum. Forza üyeliği olmayanlar da belki görür de, okurlar diye&#8230;<br />
<span id="more-1539"></span></p>
<blockquote><p>Yazıya direk maç sonrasından başlamak belki yanlış, fakat bir girizgah bulmam gerekti. Affola&#8230;</p>
<p>Maç sonu düşündüğüm ilk şey &#8220;iyi ki her maç sonrası düzenli olarak yazması istenen profesyonel bir yazar olmak yerine keyfekeder bir çizer olduğum&#8221; idi. Zira maçla ilgili yazacak birşeyler bulabilmek gerçekten çok zor. Maç öncesi gerek dost, arkadaş meclislerinde, gerekse buralarda küçümsenen maçların klişesi haline gelen tabirleri kullanmaktan çekinmeyen bizler, şimdi başımız ellerimizin arasında kara kara düşünüyoruz. &#8220;İnönü&#8217;de şu Kasımpaşa&#8217;yı yenemiyorsak bu ligi boşuna oynamayalım.&#8221; Eee, ne olacak şimdi?</p>
<p>Kayıpla geçtiğimiz bir maç sonrası &#8220;Oluruz Oluruz&#8221; başlıklı bir yazı yazıp yine de umut vermeye çalışan bir kardeşiniz, arkadaşınız olarak -ama Beşiktaş&#8217;ın olduğu yerde umut hep vardır demeyi de unutmadan- ilk kez bu derece yüklü bir kasvet içindeyim. Sebebi alınan skor değil, oynanan futbol da değil hatta. Her takımın kötü oynamaya, rezalet gününde olmaya bile hakkı vardır bahsedilen şey futbolsa. Beni umutsuzluğa sevkeden şey ise çarpıklık. Çarpıklıktan kastım olmayacak nedenlerle birşeyleri çarçur etmek. Futbol lugatında kötüsü olmayacak şeyleri bile kötü yapar hale gelmek ve en önemlisi; futbolu hepimizden kat kat daha iyi bildiğine inandığım teknik heyetin, hiçbirimizin yapmayacağı yanlışları yapması ardı ardına.</p>
<p>Belediye maçına tek ön liberolu ve merkez forvetsiz düzenle çıkıldığında hepimizin en azından bir tesellisi vardı. Hoca takımda bazı şeyleri görüyordu, ligi tanıma aşamasındaydı ufaktan. Olmayacağını da görmüştü artık. İyi bir ders, hatta hayırlı bir kayıp olmuştu. Tekrarı yaşanmazdı nasıl olsa.</p>
<p>Bugün üzücü olan o temel hataları tekrar görmektir benim açımdan. Bir takım aynı sahada aynı maçı 3 kez farklı rakiplerle oynayıp hepsinde kayıp yaşıyorsa artık umut beslenecek ya da iyi tarafından bakılabilecek bir zerre dahi kalmamıştır. Hocaya güvenilmesi taraftarı olan ben ve benim gibilerin dün akşam maç bitimiden itibaren hocayı anlayamamasının başlıca sebepleri vardır. Bunları birkaç maddede toplamak gerekirse:</p>
<p>- Orta saha boşaltılıp forvet alınarak gol atılmaz.<br />
- Barca bile 3 çift yönlü orta saha ile oynarken bizim bu sayıyı zaman zaman teklememizin mantığı yoktur.<br />
- Hocanın oyunculara şut çekmeden gol atılamayacağını ve kale çizgisine kadar verkaç ya da arapası yapabileceğimiz bir maçın günümüz futbolunda hiçbir zaman karşımıza çıkmayacağını anlatması gerekir.<br />
- Kilitlenen oyunu açmak için kanatları iyi kullanmak şarttır, beklerinizden biri Erhan ise bu imkansızdır.<br />
- Kayseri deplasmanında ilk 11 başlayan Onur, geçen maçki kritik hatasına rağmen maçın en iyisi olan Necip, artık belli maçlarda kullanılabilecek Yusuf ve gerek Beşiktaş siftahını yapması, gerekse buzları eritmek açısından Fatih bu maçlarda oynamayacaksa rotasyon denen davadan çakoz ettiğimiz nedir?<br />
- Nobre sakat ve Kartal yedek forvetsizken Fatih&#8217;î 18&#8242;e almamak ayrıca altı çizilesi bir yanlış değil midir?<br />
- Aynı şekilde Zapo-Ferrari sakat ve takım &#8220;yedek stopersizken&#8221; iki sahada, iki klübede toplam 4 ön liberodan sadece tekiyle 90 dakikayı bitireceksek eğer, Fink ya da Necip yerine Atınç Nukan daha akılcı bir seçenek olmaz mıydı örneğin? Porto deplasmanında Toraman kırmızıyı gördüğü vakit forvetten birini çıkarıp Zapo&#8217;yu almak yerine Aurelio&#8217;yu stopere çekerek anlayışından taviz vermeyip hepimizin takdirini kazanan hocamız, dün Aurelio&#8217;yu da çıkarırken Toraman veya Ersan sakatlanırsa ne olur diye düşünmedi mi acaba, merak içindeyim.</p>
<p>Bunun yanında Beşiktaş&#8217;ın her halini en iyi bilen merci olan taraftara, yani bizlere de birkaç serzenişim olacak. Tribündekine, Forza&#8217;dakine, kahvedekine, sokaktakine, sana, bana, ona, herkesedir bu sual ve serzeniş. Kendimize soralım, dürüst cevaplar verelim.</p>
<p>- &#8220;Aşığın gözü kör, kulağı sağır&#8221; misali iki süper yıldızın esas gedikleri gözardı etmemize yol açmasına daha ne kadar izin vereceğiz? Takımdan gelmiş geçmiş en iyi Beşiktaş gibi bahsetmekten ne zaman vazgeçip işe uyanacağız?<br />
- Her Rüştü-Hakan kıyasında Rüştü&#8217;yü tercih eden ve buna göre yorum yazan bir kardeşiniz olarak soruyorum. Dünkü golü Hakan yese verilen tepkinin kaç katıyla karşılaşırdık?<br />
- Nihat her yerden yere vurulduğunda onu savunan, hatta zaman zaman tek ve tük kalan adam olarak soruyorum. Guti yerine o penaltıyı dün Nihat kaçırsa kızılca kıyametin hangi biriyle müşerref olacaktık acaba? Ama Guti kaçırdı, Guti ilah. Yavaş be abi, ilah varsa Beşiktaş&#8217;tır.<br />
- Mersin ile oynadığımız kupa maçında o yağmur, çamurda oraya gelen 5 bin kadar taraftar adeta kitabını yazmışlardı işin. Nitekim o maçta da Kasımpaşa&#8217;dan çok daha zayıf bir takıma 100 (ya da doksan küsür) dakika gol atamayan bir Beşiktaş vardı sahada. O gün hiç desteğini kesmedi o taraftar. Taraftar olmak tarafında olmaktı çünkü. Porto&#8217;yu orada elimizden kaçırdığımız maç akşamı bana &#8220;Eyvah, bu maçta Hakan da Nihat da iyi oynadı. Yenilsek günah keçimiz de yoktu.&#8221; dedirtebilen bir taraftar profili olmaya doğru giden bizlerin, taraftarlık vazifesinden bihaber olan bizlerin topçu vazifesini yapmadığında köpürmeye o kadar da hakkı yoktur kanımca. </p>
<p>Tüm bunların ışığında yine söylüyorum. Beraberliğe üzülüyorsam, sonucaysa bu sitemim namerdim. Dün maç 1-1 olduğunda galibiyet golünü attığımızda kendimi tutup sevinmeyeceğime dair söz verdim. Sevineceğim tek şekil, galibiyet golünün Nihat ile gelmesiydi. Penaltı geldi aslında, ama Guti kaçırdı. Kaçtı diye de üzülmedim, çünkü her fırsatta zembereğini Beşiktaş&#8217;a boşaltmaktan haz duyanların o gol sevinciyle çılgına dönmeleri yerine puan kaybından sonra &#8220;Sen şampiyon olmasan da&#8221;, &#8220;Neyleyim cebimdeki milyon doları&#8221;, &#8220;Bitmesin dertler s&#8230;me kadar&#8221; diyen kardeşlerimi etrafımda görmeyi yeğledim. Eyyamcılar iptal ettiği golün korkusundan penaltı çalabilir, ama sonucu Beşiktaş belirler. Ve sonucunu Beşiktaş&#8217;ın belirlediği her maç kansere adım adım yaklaştıran bir araçtır. Lakin Beşiktaş&#8217;tan gelen kanserli hücre bile ayrı nimettir anlayana. Holosko çıkıp Tabata girerken ben amcamın sıkça tekrar ettiği &#8220;kanserden çözüp vereme bağlamak&#8221; sözünü hatırlar, acı bir tebessümle, ama yine de tebessümle canım Beşiktaş&#8217;ıma selam ederim. </p>
<p>Sayılmayan golle maçın bitiş düdüğü arası sanıyorum 3-4 dakika ve bu kadar kısa sürede bir şizofreni komplekse sokacak kadar gelgitler yaşayan ben, dandik bir doksan dakika 1-1 berabere bitti diye hıncını Beşiktaş&#8217;a kusacaklardan değilim. İşler mi be  </p>
<p>Son olarak temas etmek istediğim nokta bu yazının değil, bu sezonun değil, Beşiktaşlılığın en can alıcı noktalarıdır kanımca. </p>
<p>Ben, ilk yarısını 3-0 galip kapattığımız maçta oğlunu uyutup maç 3-3 bittiğinde soluğu tesislerde alarak Şifo&#8217;ya &#8220;Ben sabah oğluma ne derim kaptan?&#8221; diyen adam tanırım, Beşiktaşlıydı.<br />
Ben Kezman&#8217;ın golüyle 1-0 kaybettiğimiz Fenerbahçe maçından sonra günlerce hayattan soyutlanan, sakal tıraşı olması gerektiğini babasının &#8220;aczimendi&#8221; benzetmesiyle hatırlayan adam tanırım, Beşiktaşlıydı.<br />
Ben Liverpool maçında o malum skordan sonra Çarşı kaşkolunu açan abiyle oturup iki çift laf etmedim, ama nerede görsem tanırım. Beşiktaşlıydı.<br />
Ben Beşiktaş&#8217;ın küme düşme adayı olarak gittiği Zonguldak deplasmanını &#8220;O günleri gördük ama yine de vazgeçmedik.&#8221; diye gururla anlatan Beşiktaşlı babamı da iyi tanırım ve derim ki; keşke biz de o günlere yetişebilsek, o acılarla yoğrulabilseydik. Bugün en ufak bir esintide savrulmayacak dirayeti gösterebilmek adına&#8230;</p>
<p>Bizim bu yukarıda anlattığım acıları yaşayan insanlardan hiçbir farkımız yok. Ne canımız onlardan daha kıymetli, ne de Beşiktaşlılığımız onlardan daha az olmalı. Aynı şekilde kısmet olursa oğlum ya da kızım olacak eşek sıpası da Kasımpaşa maçı gecesine benzer geceler yaşamalı şerbetli Beşiktaşlı olabilmek adına. &#8220;Beşiktaşsın sen bizim canımız&#8221; hesabı.</p>
<p>Ne şampiyonluk ne de Avrupa için gerek takıma, gerekse bizlere umut teşkil etmek adına yazılmadı bu satırlar. Yalnızca belki birileri çıkar omuz verir de şu eski Beşiktaşlılığın üzerindeki tozları üfleriz belki. O zaman her şampiyonluktan daha kutlu bir günümüz olacak. Fakat yine de ricamdır, Almanca ya da İspanyolca bilen arkadaşlar şu besteye bir el atsınlar.</p>
<p>&#8220;Ne zaman şampiyonluk diye bağırsak, kursağımızda kalıyor<br />
Söylesene bize hoca, takım niye oynamıyor?&#8221;</p>
<p>Şu da unutulmasın bitirirken. Adaletsizce dağıtılan ve layık olmaksızın taşınan o formalar milyonlarca Beşiktaşlı çocuğun hayalidir, kahramanlık öyküsü, bitmeyecek türküsüdür.</p>
<p>&#8220;Sen benim hazin öyküm, bitmeyen türküm&#8230;&#8221;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/sen-benim-hazin-oykum-bitmeyen-turkum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş&#8217;ın istenmeyen çocuğu</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/besiktasin-istenmeyen-cocugu</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/besiktasin-istenmeyen-cocugu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 22:28:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya sporu]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1510</guid>
		<description><![CDATA[Çok konuşuyoruz, çok tartışıyoruz. Nihat Kahveci, 97-98 sezonu A takıma çıkmış bir isim. 19 yaşına gelmeden A takım formasını sırtına geçirdi. Toshack&#8217;ın gençleştirme operasyonunun parıltılı dönemi, sağ kanatta oynuyor genelde. Kapalı&#8217;nın önünde falan oynamak zordur. Kapalı altta maç izleyen bilir. Kendisine örnek aldığı isim Şifo Mehmet. Toshack vazgeçemedi kendisinden, kapalıya çaktığı selamları bir kenara bırakmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok konuşuyoruz, çok tartışıyoruz. Nihat Kahveci, 97-98 sezonu A takıma çıkmış bir isim. 19 yaşına gelmeden A takım formasını sırtına geçirdi. Toshack&#8217;ın gençleştirme operasyonunun parıltılı dönemi, sağ kanatta oynuyor genelde. Kapalı&#8217;nın önünde falan oynamak zordur. Kapalı altta maç izleyen bilir. Kendisine örnek aldığı isim Şifo Mehmet. Toshack vazgeçemedi kendisinden, kapalıya çaktığı selamları bir kenara bırakmak durumunda kaldı Nihat. Henüz hazır hissetmiyordu ama gitmek durumundaydı.<br />
<span id="more-1510"></span><br />
Gidişine gelelim. Gitmek durumundaydı diyorum ya gitmek durumundaydı. 94-95 ten beri gel(e)meyen şampiyonluk, kulübün maddi açıdan inanılmaz derecede batakta olması. Yıl 2002, aylardan Ocak. Taze, nakit tam 5 milyon Euro. Şimdi iyi para ki düşünün sene 2002. Kulübün alacaklıları rahatlıyor, kulüp rahatlıyor. Rahatlamayan insanlar var, beklentileri olanlar, başka baharlara bırakıyorlar beklentilerini. Gider gitmez formayı sırtına geçirdi diyemiyoruz. Yaklaşık bir sezon kadar beklemesi gerekti. İspanya&#8217;ya gittiğinde tek kelime dahi İspanyolcayı bırakın İngilizce bilmeyen Nihat, İspanyolcayı söktü. Forvet oynamaya, oynatılmaya başlandı ve yabancılık çekti diyemeyiz. Süleyman Seba&#8217;nın elini öpüp, helal hakkını aldıktan sonra oradaki gururumuz olmaya başlıyordu. 2 gol 1 asist, 1 gol 1 asist, 5 haftada 4 gol derken, 6. haftayı boş geçmiyor ve Sociedad&#8217;da Nihat sesleri başlıyordu. Adını ezbere söylüyordu herkes. Sene 2002, Nihat Kahveci gol krallığında Ronaldo ile yarışıyor, takır takır İspanyolca konuşuyor, herkes de onu konuşuyor. 16 maçta 10 gol. Başlıklar atılıyor, koca puntolarla: &#8220;İspanya&#8217;da ki gururumuz&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1513" title="2nihat-kahveci-sociedad" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/2nihat-kahveci-sociedad.jpg" alt="" width="220" height="283" /></p>
<p>Sociedad&#8217;ı sırtladığı gibi zirveye çıkarıyor. Real Madrid&#8217;i 4-2 yendikleri maçta attığı gol, oyundan alınırken deliler gibi alkışlanması, tekrar tekrar izlenesi. Keşke gitmeseydi diyordu insanlar. Gitmek durumundaydı oysa. Barcelona&#8217;nın transfer listesine girmiş, Real Madrid&#8217;in teklifini reddetmiş bir Türk futbolcudan bahsediyoruz bu yazıda. Türk Futbolunun yetiştirdiği en başarılı lejyonerden. Gel gelelim, İspanya sınırları içerisinde yarattığı fırtınayı istenilen şekilde yansıtamıyordu Milli Takım maçlarına. La Liga&#8217;da 100 maçta 51 gole ulaşıyor. 3 sezonda Ronaldo&#8217;nun ardından en fazla gol atan oyuncu oluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1514" title="3nihat-kahveci-sociedad" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/3nihat-kahveci-sociedad.jpg" alt="" width="300" height="245" /></p>
<p>Sociedad&#8217;da mali krizin ardından çoğu yere gidip geliyor Nihat. Valencia ile görüşüyor, olmuyor. CSKA ile görüşüyor, olmuyor. O zamanlar Fenerbahçe falan talip. Beşiktaş&#8217;ın yüzü yok. Gitti, gidecek derken Kovacevic&#8217;in sakatlığı sebebiyle sezon sonuna kadar kalıyor. Geçiriyor o formayı sırtına ve Bask derbisinde bam bam atıyor gollerini. Tam 4.5 yıl. Ayrılmaya hazırlanırken yine Bask bölgesi gazetelerinden Diariovasco, Türkçe bir metin ve &#8220;Yolun açık olsun&#8221; başlığını kullanarak veda ediyor. Yeni bir Arif mi geldi derken. Aynı dönemde Mark Gonzalez, Liverpool&#8217;a geri dönecek. Tarifi imkansız bir yıkım Sociedad için.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1515" title="4nihat-kahveci-sociedad" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/4nihat-kahveci-sociedad.jpg" alt="" width="200" height="136" /></p>
<p>El Turco kardeşimizin işleri, önceleri pek iyi gitmedi Villareal&#8217;de. Tomasson vardı babalar gibi zira. Rossi bir vardı bir yoktu. 4-3&#8242;lük Atletico Madrid maçı ile döndü diyebiliriz. Birisi son dakikada olmak üzere 2 gole imza attı Nihat. Bütün transfer dönemlerinde geldi, gelecek söylentileri çıktı. Fenerbahçe, Beşiktaş ve daha niceleri. O üzerine koydukça bir şekilde gururlanıyorduk. Büyük bir ciddiyet ve çalışma içinde sessiz sedasız büyük bir kariyeri sürüklüyordu ardında. Sessiz sedasız derken, tantanalı insanlarda kariyer peşindeydi gerek Türkiye, gerek ise Avrupa. Onlardan çok farklı Nihat. Karakter olarak farklı, görüş olarak farklı. Şu üstte yazdıklarım Hakan Ünsal&#8217;ın kariyerinden parçalar olsaydı şimdi bütün &#8220;ak&#8221; belediyeliklerinin parklarında bir şekilde heykelleri vardı. 2007-2008, Four Four Two en iyi 100 listesi, 39 numara. 2007-2008 derken Çek Cumhuriyeti maçıyla tazeliyoruz hafızalarımızı. Zira formsuz Nihat. Sakatlıklarla boğuşuyor, hoca görev veriyor çıkıyor elinden geleni yapıyor ama olmuyor. Bir şekilde gol veya goller atıyor ama yapması gereken tam da bu iken beğenilmiyor. Sahne hatırlatmak istiyorum bu noktada, Colin Kazım zırtapoz bir şut atıyor (orta bile olabilir) ve Nihat&#8217;a dönüyor kameralar, &#8220;sakin oğlum sakin&#8221; önde falan değiliz biz. Yenik durumdayız ve tepki bu. Atacağı galibiyeti getirecek gol veya gollerin habercisi bu özgüven.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1516" title="5nihat-kahveci-hosgeldiniz" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/5nihat-kahveci-hosgeldiniz-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></p>
<p>Biraz daha öznel kısma geliyorum, uzun tuttum yazıyı çünkü. En basitinden başlıyorum. Hakan Şükür, Emre, Okan 1 maç oynadığında fırtınalar koparken (aman gol falan atmasınlar kalbimiz var) La Liga&#8217;da Nihat takır takır oynadı senelerce. Bütün bağları koptu, domuz bağı tedavisi ile sahalara döndü ama döndü. Sağ kanatta oynadı, forvet oynadı, tek forvet bile oynadı. Bir gün çıkıp, herhangi bir rahatsızlığını belirtti mi? Bir tane yakınan demeç verdi mi haylaz basına? Birilerinin gözüne girmek gibi bir çabası oldu mu? Hadi onu geçtim onlarca maç izliyoruz, bir tanesinde bir tartışması, kavgası, polemiği var mı?</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1517" title="6nihat-kahveci-milli-takim" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/6nihat-kahveci-milli-takim-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></p>
<p>Geldi Beşiktaş&#8217;a. Geliş sürecini falan yazmak istemiyorum çok bilindik şeyler. Uzun yazdığımdan dolayı bir sıkıntı var üzerimde zira. Beşiktaş&#8217;a dönüşü ve kaptan rolü. Dönmesine hepimiz çok sevindik. Şimdi çok üzülüyoruz. Ben dönmeseydi keşke derken Nihat&#8217;ı düşünüyorum, insanlar anlık skor ve puan durumu üzerinden düşünüyor. Patladı patlayacak, önümüzdeki sezon, kamp yapmadı falan filan biz kendimizi oyalarken Nihat gerçeği önümüze geldi. Olmadı. Olmuyor. Olmayacak. Her kötü Nihat hamlesinden sonra şöyle bir uzaklaşıp, &#8220;Nihaaaat&#8221; diyorum. Nihat demeye alışkın değiliz çünkü. Böyle sevdirmiş ismini, ben böyle telaffuz ettim hep. Attığında da kaçırdığında da bu değişmedi. Ayakta duramadı &#8220;Nihat&#8221; demedim. Yine &#8220;Nihaaaaaat&#8221;.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1518" title="7nihat-kahveci-besiktas-donus" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/7nihat-kahveci-besiktas-donus.jpg" alt="" width="300" height="249" /></p>
<p>Bütün eleştirileri anlarım. &#8220;Nihat kendine bakmıyor&#8221; denilir, hak vermem ama mantıklıdır. &#8220;Nihat yaşlandı be kardeşim&#8221; denilir, ya harbiden sanırım öyle derim içimden. &#8220;Nihat kim? Nihat topçu mu? Nihat cırt, Nihat pırt&#8221; dersen ben bu yazıyı yazarım işte kardeşim. &#8220;Çok para alıyormuş&#8221; dersin, hak veririm ama üzülmem hak ediyor o parayı çünkü. Beşiktaş&#8217;ta işler böyle gider(di) işte. Beşiktaşlının Beşiktaşlıda kredisi çoktur. Tükenmez bu kredi. Arabası tartışılır, hayatı tartışılır. Eh be kardeşim bu adam bütün varlığını Beşiktaş sayesinde mi yaptı? Nihat iyi olsaydı La Liga&#8217;dan döner miydi? Bu sorunun cevabı çok karışık, Mehmet Topuz olaylarından sonra başkanın kapısında yattığı bir isimdir Nihat. (Diğeri Ferrari)</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1519" title="8nihat-kahveci-kupa-toreni" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/8nihat-kahveci-kupa-toreni-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></p>
<p>Bilmeniz gereken bir şeyler daha var. Şuna emin olun ki, senden, benden, senin haftada 1 futbol izleyen dayından, amcandan, herkesten; daha çok ister Nihat gol atmayı. Eskisi gibi oynamayı, şöyle harbiden göğsünü gererek pıt pıt koşmayı en çok Nihat ister. Bu durumda olmasının tek sebebi Nihat mı? Yeteneksiz mi? Çaba sarf etmiyor mu? Sahada arkadaşlarının emeğini mi çalıyor? Hayır. Olmuyor. Farkındayım, farkındasınız. Israr ediyoruz ama olmayacak.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1520" title="9nihat-kahveci-milli-takim" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/9nihat-kahveci-milli-takim-300x215.jpg" alt="" width="300" height="215" /></p>
<p>Beşiktaş taraftarına yakışan, Nihat&#8217;ın bütün emeklerine, bir dönem Beşiktaş kurtuluşuna imza attığını unutmadan konuşmaktır, davranmaktır, yaşamaktır. Amatör, profesyonel bütün branşların bütün maçlarını kaçırmasan, hep tribünde bir şekilde yerini alsan da bu değişmeyecek. Nihat&#8217;ı ıslıklamaya, küfretmeye, yuhalamaya kimsenin hakkı olmamalı. Yok zaten. Biz nasıl diğerlerine benzemiyorsak onların kötü örneklerini kendimize emsal yapmayacağız. Nihat, Beşiktaş forması altında anlamlıdır, Beşiktaş forması Nihat&#8217;ın üzerinde anlamlıdır. Nihat, o tepkileri veren bütün insanlardan daha fazla Beşiktaşlıdır. Hiçbir zaman hiçbir yerde adı kötü bir şekilde anılmamıştır, anılmayacaktır. Nihat her dönem sadece işini yapmıştır. Türk futbolunu Avrupa&#8217;da en iyi temsil eden Türk futbolcudur. Sporcudur. Zekidir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1521" title="10nihat-kahveci" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/10nihat-kahveci-300x196.jpg" alt="" width="300" height="196" /></p>
<p>Mazeret ne olursa olsun, yuvasına dönen bir Beşiktaşlıyı ıslıklamak, yuhalamak, abartıp küfretmek Beşiktaş taraftarına yakışmaz. Yakışmıyor. Hasan Şaş, Hakan Şükür ve diğerlerinde olduğu gibi. Hiçbir taraftara yakışmıyor ama söz konusu Nihat olunca bir başka yakışmıyor. Yapmayın etmeyin.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1522" title="11gecmiszamanolurkinihatkfh5" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/11gecmiszamanolurkinihatkfh5-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<blockquote><p>Bu yazının şimdi yazılmasının Nihat’ın Porto maçında attığı golle uzaktan yakından alakası yoktur.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://hepberaber3lu.blogspot.com/2010_11_01_archive.html" target="_blank">Santrayla Beraber</a> bloğunda yazılmıştır.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/besiktasin-istenmeyen-cocugu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

