Uzun zaman olmuş buraya bakmayalı, yazmayalı. Son yazının üzerinden 187 gün geçmiş. Yani 6 ay, 1 hafta. Aslında bu kadar uzun süre boş bırakmazdım burayı ama isim değişikliği sonrası bazı düzenlemeler yapmak istediğim için böyle oldu.
Saat gecenin bir yarısı olmuş… Bir yanım bilgisayara bakıyor, bir yanım televizyona, gözlerim de uyumak için can atıyor o esnada. Ruhum da yalnızlık denizinin derinliklerinde yol alırken, kapım çalındı aniden. Aman Allah’ım, çocukluğum gelmiş! Şaşkın bir ifadeyle “bu saatte ne işin var burada” dedim kendisine. Televizyondaki top oynayan çocukları göstererek “sen çağırdın ya” dedi. Yalnızlık denizlerine yol alan ruhumu geri iterek yer açtım kendisine. “Gel otur” yanıma, anlat bakalım dedim. Başladı anlatmaya…
Devamını Oku
İnsanların akıllarında nasıl kaldığımı fark ettim bugün bir kez daha… Hiçbir zaman unutulmayacak ama bir o kadar da hatırlanmayacak ya da hatırlanmaya gerek dahi duyulmayacak biri olduğumu anladım…
Bazıları beni ilkokuldan hatırlayacak… Bazıları kantinde beraber çalışırken, bazıları teneffüslerde beraber top oynarken… Ya da sınıflar arası futbol turnuvasında, penaltılara kalan maçta son penaltıyı atarken hatırlayacak bazıları…
Devamını Oku
Hemen her sene başında, yeni bir yıla girmenin heyecanı yanında bir de yeni gelecek yıldan bir şeyler istiyoruz, bekliyoruz. Sanki yıl bize bir şeyleri verecekmiş gibi. Düşündükçe ne kadar saçma bir şey aslında. 2010′dan dileğiniz ne? Temenniler de aynıdır zaten. Sağlık, mutluluk, barış, huzur… Artık neredeyse sonuna geldiğimiz 2010 yılı ile ilgili benim de birkaç beklentim vardı ama teknik aksaklıklar pek izin vermedi. Şimdi sıra 2011′de! Ama bu sefer umutluyum! =)
Devamını Oku
Bu yazıyı Türk halkını askerlikten soğutmak için yazıyorum. Ama biliyorum ki bu hiç kolay değil; zira her Türk asker doğar bilgisi kafamıza küçük yaştan itibaren kazınmış. Çocuk oyunlarına bile silah, ölüm, suçlu, düşman sokmayı başarmışız. Askerliğin ise kutsal bir vazife olduğunu…
Devamını Oku
Bezgin Bekir’i bilmeyen yoktur sanırım. Tuncay Akgün tarafından yaratılmış bir hayali çizgi karakterdir kendisi. 1980′li yılların sonunda yanılmıyorsam ilk olarak Gırgır dergisinde yayınlanmış, daha sonra da Leman dergisine geçmiş. Ben de kendisiyle 90′lı yılların sonunda Leman dergisini okumaya başladığım zamanlarda tanışmıştım. Adın da anlaşılacağı gibi Bezgin Bekir, üşengeç, tembel, hayatını dinlenmek için harcayan bir karakterdi. Bütün gün eski koltuğunda hiçbir şey yapmadan, yastıklarının içine gömülmüş bir şekilde geçirirdi…
Devamını Oku