Bütün gün elimdeydi telefonum. Aramanı bekledim… Aramadın… Bütün cesaretimi topladım sonra… Listeden sildiğim, ama aklımdan silemediğim numaranı çevirdim… Gelen ses ile vuruldum… “Aradığınız numara artık kullanılmamaktadır” Bir daha vuruldum o an…
Bugün akan gözyaşlarım günlüğümdeki anılardaydı artık… Yaşadığımız şeyler kağıt parçalarıymış belki de… Sevgini yok ettiğim gibi, anıları da yok ettim… Yüreğimde bıraktığın acı gibi, bir de günlüğüme iz ekledin… Tek isteğim var şu an… An’ın bir an önce akması…
Beni koparmışlar kendimden…
Nasıl olmuş, hangi arada becermişler bunu, bilmiyorum. Beni kendime ve hayatıma nasıl yabancılaştırmışlar?
Devamını Oku
Aynı yere bakıp, resimler çizmeye çalışıyorum saatlerdir. Bir türlü gerçek olmayan hayallerimin resimlerini.
“Yine nerede ne yanlış yaptım? Neden tutunamadım?” diye soruyorum, kendime… Niye geri döndüm yine, bir heyecan ile başlayan yolculuğumdan? Ya da böyle olacağını bildiğim halde neden yola çıktım? Sıkılmadım mı bu kısa ömürlü sevdalardan? Kendime işkence etmekten yorulmadım mı?
Devamını Oku
…Ve evet, kel oldum! Bundan üç sene önce, 2006 yazında da yine bu şekilde kafamı kazıtmıştım. O zaman pek bir sebep yoktu. Bu sefer son günlerdeki canımın sıkıntısına kurban gittiler diyebilirim sanırım.
11 Kasım’ın ilk dakikalarında, yani dünün ilk dakikalarında ani bir operasyonla yaptım bu değişimi. Önce banyo yapmak için giriyordum banyoya, bir de traş olacaktım hazır girmişken. Ayna da kendime bakarken, nereden esti bilmiyorum, çıkıp bir de makas aldım mutfaktan. Önce makasla uzunları kısalttım, sonra jiletle üzerinden geçtim. Ve sonuç… Kel oldum, kel-les oldum!
Devamını Oku
Bir koltukta ben, diğerinde kendim… Türk kahvemiz orta şekerli, ortam biraz gergin… Göz gözeyiz ayna misali… Sessiz izlemedeyiz… Beden dili, enteresan… Farklı birbirimizden… Ben, omzum O’na doğru, bacak üstünde bacak… Kendim, kollarım birbirine kenetli, dudaklar mühürlü… Hadi ama koyulaşsın muhabbet…
Devamını Oku
Evde her hangi bir tür hayvan beslemek insanı ruhani açıdan öylesine rahatlatıyor ki… Hani müzik ruhun gıdasıdır derler ya, o lafı diyenlerin hiç hayvanı olmamış sanırım.
Yirmi yedi demek üzereyim… Yaklaşık 20 senedir öyle ya da böyle hayvan besliyorum. Çok çok ufakken, bizim kolera’nın abisiyle sokak köpeklerini gezdirirdik. Sonra güvercinler, muhabbet kuşları besledik. Ben yolda bulduğum 6-7 yaşlarındaki kara kaplumbağasını bile beslemişim…
Devamını Oku