Artvinli ve Tuncelili olmak; yokluğa, yoksulluğa inat okumaktır. Hurafelere karşı ille de “akıl” ve “bilim” diye haykırmaktır Artvinli ve Tuncelili olmak…
Çocuğuna hep aynı ayakkabıyı, hep aynı elbiseyi giydirmektir; hep aynı çorbayı içirmektir yokluktan, Artvinli ve Tuncelili olmak…
Devamını Oku
Gelip geçici değil miyiz hepimiz aslında? Günler geçtikçe, gelip geçenler duygular değil, insanlar olacak, biliyorum… Her defasında hayatının, duygularının içine sıçıp, defolup gitmezler mi, gelip geçenler? Artık umut bulacağın, sırtını dayayıp güvenebileceğin birileri kalmaz böylece. Yeni biri gelip de, senin zorla düzene sokmaya çalıştığın hayatının ve duygularının bir kez daha içine sıçana kadar…
Devamını Oku
Bazı yorumları ve yazıları okuyorum da… Öyle çok yazım yanlışı yaptığımı ve yapıldığını görüyorum ki. Sürekli elimizin altındaki şu klavyelerde, Türkçe karakterleri kullanamamanın yanında, bir de “kullanmak istememe” durumları da var ki, bu daha vahim aslında… Bazı sistemlerde (ki artık öyle sistem de kalmadı gibi, herkes ve her şey UTF-8 oldu) Türkçe karakterlere izin vermiyor, o zaman anlayış gösteririz, ama…
Devamını Oku
Fringe, X-Files, Alias, CSI, Supernatural gibi dizileri alın. Halka, Testere gibi gerilim filmleriyle birleştirin. Her bölüm ayrı bir hikayenin araştırılıp çözüldüğü ajan dizisi klişelerini de üzerine ekleyin. Ve tüm bu araştırmaların bizim yöntemlerimizle çözüldüğünü hayal edin. İşte Prinç bunun gibi bir şey.
Devamını Oku
Geçen gün, FaceBook’da gördüm bu şiiri. Cem Yılmaz’dan İstikbal Marşı adında paylaşılıyordu. Ancak hemen ertesi gün yazı birden uçuverdi. Yaptığım araştırmalar sonucunda da, şiirin aslında 2003 yılında Beycan Öterbülbül tarafından yazıldığını ve Cem Yılmaz’ın da konu ile hiçbir alakasının olmadığını öğrendim. İlk olarak HaberTürk gazetesi ve İnternet sitesi bu şekilde lanse etmiş sanıyorum.
Devamını Oku
Uzun zamandır her şeyimi akışına bırakmışım… Günlerimi, gecelerimi… “Ben” diyebilmeyi unutmuşum… Bir şeyler mi var özlediğim, hatırlayamıyorum onu bile… Gökyüzü bulutlu… Yine bir İstanbul sabahı, yine hüzün…
Devamını Oku