<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önder&#039;in odası... &#187; Karalamalar</title>
	<atom:link href="http://eski.ondurart.com/kategori/karalamalar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://eski.ondurart.com</link>
	<description>eski.ondurart.com</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Nov 2011 16:29:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yeniden merhaba!</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/yeniden-merhaba</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/yeniden-merhaba#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 08:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben'den]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[lestioni.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://eski.ondurart.com/?p=1825</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zaman olmuş buraya bakmayalı, yazmayalı. Son yazının üzerinden 187 gün geçmiş. Yani 6 ay, 1 hafta. Aslında bu kadar uzun süre boş bırakmazdım burayı ama isim değişikliği sonrası bazı düzenlemeler yapmak istediğim için böyle oldu. Tabii hemen &#8220;ne değişiklik yaptin be adam?!&#8221; derseniz, evet hiçbir şey! =D Değişikliklerin hepsi kafamda son hâllerini aldılar. Buraya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zaman olmuş buraya bakmayalı, yazmayalı. Son yazının üzerinden 187 gün geçmiş. Yani 6 ay, 1 hafta. Aslında bu kadar uzun süre boş bırakmazdım burayı ama isim değişikliği sonrası bazı düzenlemeler yapmak istediğim için böyle oldu.</p>
<p><span id="more-1825"></span></p>
<p>Tabii hemen &#8220;ne değişiklik yaptin be adam?!&#8221; derseniz, evet hiçbir şey! =D Değişikliklerin hepsi kafamda son hâllerini aldılar. Buraya yerleşmeleri de birkaç gün sürebilir. Zira elimde acilen bitmesi gereken bir iş ve gidilmeyi bekleyen maçlar (bu akşam Kiev ve Pazar günü Ankara&#8217;da Gençlerbirliği ya da İstanbul&#8217;da basket maçı, henüz karar vermiş değilim) var! Bir de araya (her ne kadar pek umursamıyor olsam da) bayram giriyor. Gerçi bayramda bitirebilirim, evet evet!</p>
<p>Şu geride bıraktığımız 6 ayda da çok bir şey yapmadım. Yaptığım en önemli şey <a href="http://demirkubuz.com" target="_blank">Zeki Demirkubuz</a>&#8216;un sitesini bitirip aktif hâle getirmek oldu. Çok da güzel bir site oldu. Gerçi düz HTML ama olsun, boş kaldığım ilk fırsatta düzelteceğim. Sabit sayfaları pek sevmiyorum zira. Hem sonra değişiklik yapmak da zor oluyor. 200 küsür sayfayı düzenlemek yerine, tek bir sayfa düzenlemek tabii ki çok daha mantıklı. </p>
<p>Burada, odamın halı altına da düzenlenmeyi bekleyen yazıcıklar koymuşum. Onlar da duruyor hâlâ. Umuyorum ki onlar da elden geçip ortaya çıkarlar. Gerçi önce kafamdaki düzenlemeleri hayata geçirmeliyim. Sonrasında o yazılar hiç ortaya çıkmayabilir bile. Tabii &#8220;My Sassy Girl&#8221; tanıtımı dışında! </p>
<p>Son olarak şunu da söylemek lazım. WordPress for iOS şimdi olmuş işte =) Yazılara direkt olarak şekil verebiliyoruz. Mesela <strong>kalın</strong> ya da <em>yatık</em> yapabiliyoruz. Liste falan da yapılıyor ama o kadar kazanan şimdi. İndirin, yazın, yapın. Her şeyi benden beklemeyin!</p>
<p>Haydi, tekrar görüşmek üzere efendim; esen kalın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/yeniden-merhaba/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluğum geldi&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/cocuklugum-geldi</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/cocuklugum-geldi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Nov 2010 23:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben'den]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluğa özlem]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluğum]]></category>
		<category><![CDATA[istop]]></category>
		<category><![CDATA[misket]]></category>
		<category><![CDATA[ortada sıçan]]></category>
		<category><![CDATA[saklambaç]]></category>
		<category><![CDATA[taso]]></category>
		<category><![CDATA[yerden yüksek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1119</guid>
		<description><![CDATA[Saat gecenin bir yarısı olmuş&#8230; Bir yanım bilgisayara bakıyor, bir yanım televizyona, gözlerim de uyumak için can atıyor o esnada. Ruhum da yalnızlık denizinin derinliklerinde yol alırken, kapım çalındı aniden. Aman Allah&#8217;ım, çocukluğum gelmiş! Şaşkın bir ifadeyle &#8220;bu saatte ne işin var burada&#8221; dedim kendisine. Televizyondaki top oynayan çocukları göstererek &#8220;sen çağırdın ya&#8221; dedi. Yalnızlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saat gecenin bir yarısı olmuş&#8230; Bir yanım bilgisayara bakıyor, bir yanım televizyona, gözlerim de uyumak için can atıyor o esnada. Ruhum da yalnızlık denizinin derinliklerinde yol alırken, kapım çalındı aniden. Aman Allah&#8217;ım, çocukluğum gelmiş! Şaşkın bir ifadeyle &#8220;bu saatte ne işin var burada&#8221; dedim kendisine. Televizyondaki top oynayan çocukları göstererek &#8220;sen çağırdın ya&#8221; dedi. Yalnızlık denizlerine yol alan ruhumu geri iterek yer açtım kendisine. &#8220;Gel otur&#8221; yanıma, anlat bakalım dedim. Başladı anlatmaya&#8230;<br />
<span id="more-1119"></span><br />
Hatırlar mısın, sokakta futbol oynardık. Saklambaç, yerden yüksek, seksek oynardık&#8230; Yakan top, ortada sıçan&#8230; Misket oynardık, tasolardan kuleler yapar, onları yıkardık&#8230;</p>
<p>Baktım öylece uzaktan. Şimdiki halimi görüp korkmasın diye de yanına gidemedim. Uzaktan uzaktan seyrettim. Ben yaklaştıkça daha bir net görünmeye başladı çocukluğum. Bir süre bakıştık. Ben O&#8217;na baktıkça, o ayıramadı gözlerini benden daha doğrusu&#8230;</p>
<p>&#8220;Ne olmuş bana böyle?&#8221; diye sordu. &#8220;Büyümek böyle işte. Bitkin, yorgunum&#8221; diyebildim sadece. Geri döndü, devam etti oyununa. Arada sırada kaçamak da olsa ufak bakışlar atıyordu. Dayanamadı sanırım, kısa bir süre sonra elleri belinde bir şekilde &#8220;Daha ne kadar izleyeceksin beni?&#8221; dedi. &#8220;Burada kalıp ben de oynayayım, beraber oynayalım&#8221; demek istedim, diyemedim&#8230;</p>
<p>&#8220;Senin zamanın geçti&#8221; dedi&#8230; &#8220;Elinde misketlerin, tasoların yerine cep telefonun.&#8221; &#8220;Senin zamanın geçti&#8221; dedi&#8230; &#8220;Senin için geçmiş&#8230;&#8221;</p>
<p>Çok zoruma gitti söyledikleri&#8230; Bir taksiye atlayıp, kaçtım hemen oradan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/cocuklugum-geldi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanıştığımıza memnun oldum</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/tanistigimiza-memnun-oldum</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/tanistigimiza-memnun-oldum#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Oct 2010 19:45:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben'den]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1365</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların akıllarında nasıl kaldığımı fark ettim bugün bir kez daha&#8230; Hiçbir zaman unutulmayacak ama bir o kadar da hatırlanmayacak ya da hatırlanmaya gerek dahi duyulmayacak biri olduğumu anladım&#8230; Bazıları beni ilkokuldan hatırlayacak&#8230; Bazıları kantinde beraber çalışırken, bazıları teneffüslerde beraber top oynarken&#8230; Ya da sınıflar arası futbol turnuvasında, penaltılara kalan maçta son penaltıyı atarken hatırlayacak bazıları&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların akıllarında nasıl kaldığımı fark ettim bugün bir kez daha&#8230; Hiçbir zaman unutulmayacak ama bir o kadar da hatırlanmayacak ya da hatırlanmaya gerek dahi duyulmayacak biri olduğumu anladım&#8230;</p>
<p>Bazıları beni ilkokuldan hatırlayacak&#8230; Bazıları kantinde beraber çalışırken, bazıları teneffüslerde beraber top oynarken&#8230; Ya da sınıflar arası futbol turnuvasında, penaltılara kalan maçta son penaltıyı atarken hatırlayacak bazıları&#8230;<br />
<span id="more-1365"></span><br />
Kimisi olur olmadık zamanlarda sivrilen kişi olarak hatırlayacak beni. Bazıları ilgiyi üstüne çekmeye çalışan, bazıları her zaman asi olarak hatırlayacak&#8230;</p>
<p>Hiçbir zaman unutmayacaklar beni. Yıllar sonra bile belki bir konu geçtiğinde silüet olarak hatırlanacağım, sırf muhabbete malzeme olduğum için. Biri çıkıp da anmadan hatırlamayacaklar ama adımı. &#8220;Bir çocuk vardı&#8230;&#8221; diyecekler&#8230; Sonrasında sorular gelecek&#8230; &#8220;Hani şey yapardı&#8221;&#8230; &#8220;Herkesle uğraşırdı falan&#8221;&#8230; Bazıları &#8220;herkese yalakalık yapardı&#8221; diyecek; kimisi de &#8220;iyi çocuktu, yardım etmeye çalışırdı hep&#8221; diyecek&#8230; Son soru da &#8220;adı neydi o çocuğun?&#8221; olacak&#8230;</p>
<p>Ne yazık ki, zamanımın bir çoğunu beraber geçirdiğim birçok insan da daha fazlasını beklemiyorum. Öylesine kapatmış ki insanlar duyularını dışarıya. Sadece bakıyor, dinliyor ve dokunuyorlar. Ama görmeyi, duymayı ve hissetmeyi bilmiyorlar&#8230; Öylesine basit işlerde dahi yardım eden &#8220;ben&#8221;i bir araç olarak görüyorlar ve bunu da hissettirmekten çekinmiyorlar. Şu koskoca dünyada bir beni tanıdıklarını söylüyorlar ama yanılıyorlar. Hiç kimseyi tanımıyorlar orada&#8230; Benim de adımı biliyorlar sadece&#8230; Basit işlerdeki yardımlarım sağ olsun&#8230;</p>
<p>Her hangi bir çıkar ya da mesela olmazsa da diğer insanlarla tanışmaya da çabalamıyorlar zaten&#8230; Böyle tanımak da, arkadaşlık da olmaz&#8230;</p>
<blockquote><p>
- Tanışalım mı?<br />
+ Merhaba ben Önder.<br />
- Ben de Abuzer. Tanıştığımıza memnun oldum.<br />
+ Ben de memnun oldum&#8230;</p></blockquote>
<p>Tanıştık mı biz yani şimdi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/tanistigimiza-memnun-oldum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlattın be amca&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/aglattin-be-amca</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/aglattin-be-amca#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2010 14:42:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1327</guid>
		<description><![CDATA[Yüreğim ne çok sevmiş seni Offf amansız&#8230; Ben bilmemişem. Kalk yürü tazet muradsızım Her gül kendi dalında büyür&#8230; Seni yaşamak, &#8221;Hayatta Beşiktaş&#8221;ı anlatmak ne zor şey. Uzunca bir yazıyla anlatamam sığdıramam sayfalara seni&#8230; Yüreğimin gözüyle ancak gösterebilirim sana seni sevenleri&#8230; Sanki; yok bu sevdanın bir tarifi diye bağırırken en isyankar haliyle haykırıyor, onu hiçbir zaman anlamayacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğim ne çok sevmiş seni<br />
Offf amansız&#8230; Ben bilmemişem.<br />
Kalk yürü tazet muradsızım<br />
Her gül kendi dalında büyür&#8230;</p>
<p>Seni yaşamak, &#8221;Hayatta Beşiktaş&#8221;ı anlatmak ne zor şey. Uzunca bir yazıyla anlatamam sığdıramam sayfalara seni&#8230; Yüreğimin gözüyle ancak gösterebilirim sana seni sevenleri&#8230;<br />
<span id="more-1327"></span><br />
Sanki; yok bu sevdanın bir tarifi diye bağırırken en isyankar haliyle haykırıyor, onu hiçbir zaman anlamayacak ve hiçbir zaman bu sevdayı yaşayamayacak olanlara sesini ulaştıracak kadar gür bir sesle bağırıyor, bir hafta sonra gideceği Kadıköy&#8217;e hazırlıyor kendini.</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-1.jpg"><img class="size-medium wp-image-1328 aligncenter" title="aglattin-be-amca-1" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-1-300x181.jpg" alt="" width="300" height="181" /></a></p>
<p>Söyle mümkün mü bu &#8220;aşk&#8221;ı yüreğinde böyle yaşayanlara otur, sus, dur demek? &#8220;Kartal&#8221;ım göklere açtı kanat diye haykırıyorken, söyle kim bu adama anlatabilir sadece bir futbol maçı olduğunu? Yazık, hiçbir zaman yaşayamayacaklar; sahte aşklarda gezenler onu&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-2.jpg"><img class="size-medium wp-image-1329 aligncenter" title="aglattin-be-amca-2" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-2-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a></p>
<p>Ve işte babam, abim, ailem&#8230; İşte ben, işte biz&#8230; Çok fazla söze gerek yok üzüntümle, sevincimle, inancımla, sevdamla &#8220;Hayatta Beşiktaş&#8221;ın tarifini işte o yaşında, o sevdaya yarım asırı vermiş bu adamın tam da &#8220;gözlerinde&#8221; özetliyor hayatı&#8230;</p>
<p>Gözlerinde&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-3.jpg"><img class="size-medium wp-image-1330 aligncenter" title="aglattin-be-amca-3" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-3-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>Gözünden akan o yaşlara kurban olsun rengi bozuk dünya alem&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1331" title="aglattin-be-amca-4" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-4-300x247.jpg" alt="" width="300" height="247" /></a></p>
<p>O yaşında&#8230; Offf ulan offff&#8230;<br />
Ağlattın be amca&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-5.jpg"><img class="size-medium wp-image-1332 aligncenter" title="aglattin-be-amca-5" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-5-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a></p>
<p>SON NOKTA&#8230;</p>
<blockquote><p><a href="http://forum.forzabesiktas.com/viewtopic.php?f=1&amp;t=5330" target="_blank">ForzaBeşiktaş Forumları</a>&#8216;nda Cihan Kaya abimizin yazısıdır. Yazısını sitemde paylaşmama izin verdiği için teşekkürü bir borç bilirim.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/aglattin-be-amca/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solumla vurdum!</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/solumla-vurdum</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/solumla-vurdum#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Oct 2010 22:38:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[- Solunla vur şu topa! - Solumla vurdum zaten baba. - Ben kör müyüm? Bir de utanmadan solumla vurdum diyorsun! - Ama baba sağıma gelmişti. - Sus! Hâlâ yalan konuşuyor. Ben topu attığım yeri bilmiyorum sanki. Cin olmadan şeytan çarpmaya mı çalışıyorsun sen? Topu soluna doğru atıyorum, sen sağın dışıyla vuruyorsun. Onu da nerden öğrendiysen. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Solunla vur şu topa!<br />
- Solumla vurdum zaten baba.<br />
- Ben kör müyüm? Bir de utanmadan solumla vurdum diyorsun!<br />
- Ama baba sağıma gelmişti.<br />
- Sus! Hâlâ yalan konuşuyor. Ben topu attığım yeri bilmiyorum sanki. Cin olmadan şeytan çarpmaya mı çalışıyorsun sen? Topu soluna doğru atıyorum, sen sağın dışıyla vuruyorsun. Onu da nerden öğrendiysen.<br />
- Ama baba solumla vurunca kötü gidiyor top.<br />
- Vurmasını bilmediğinden! Sana elli kere gösterdim. Hâlâ vuramıyorsun!<br />
- Ama baba ben solak değilim ki!<br />
- Solak değilsen sol ayağında mı yok?<br />
- Vaar.<br />
- Kullan o zaman onu!<br />
- Tamam baba.<br />
<span id="more-1290"></span><br />
Ankara&#8217;da o gün maç yoktu. Çünkü maç olsa bu ikili sabah erkenden 19 Mayıs&#8217;a koşmuş olurlardı. Maçlar o zamanlar öğleyin oynanırdı. Futbol bugünkü kadar endüstriyelleşmemişti. Yani maç biletleri ucuzdu. İsteyen herkes maça giderdi. Stada girmek genelde zor olmuyordu. Bilet bulmak da. 3 büyüklerden birinin maçı değilse tabi. Onlar geldiği zaman sabah ezanı stadda dinlenirdi. Bilet kuyrukları geceden oluşturulurdu. Beşiktaş Ankara&#8217;ya gelmişse kuyrukta bu ikili de olurdu. Kalabalık sıklaştığı zaman Yusuf babasının omzuna çıkardı. İçeriye öyle girerlerdi. </p>
<p>Rasim Bey memurdu. Memuriyetine Ankara&#8217;da başlamış ve ertesi yıl oğlu dünyaya gelmişti. Gençliğinde top peşinden koşturmuş, hatta alt liglerde oynamıştı Rasim Bey. O&#8217;nu seyredenler sağlam bir sağ bek olduğunu anlatırlardı. Ama futboldan ekmek yiyememiş memuriyete devam etmişti. Oğlu dünyaya gelince O&#8217;na Beşiktaşlı Yusuf&#8217;un, Yusuf Tunaoğlu&#8217;nun adını vermişti. Kendisi sağ bekti ama oğlu mutlaka orta saha olacaktı. İki ayağını da kullanacaktı. Beşiktaş&#8217;ın zaten her daim bir sol açık sıkıntısı olmuştu. </p>
<p>Yusuf konuşmaya başlamadan Beşiktaş&#8217;la, yürümeye başlamadan topla tanışmıştı. Ağzından hikaye kahramanlarının değil, Metin-Ali-Feyyaz&#8217;ın isimleri dökülüyordu. O yıllar bu 3&#8242;lünün yıllarıydı. Kaç kere stadda seyretmişti onları. Babası maçtan önce bütün Beşiktaşlı futbolcuları tanıtırdı Yusuf&#8217;a&#8230;</p>
<p>1 &#8211; Bako<br />
2 &#8211; Recep<br />
3 &#8211; Mutlu<br />
4 &#8211; Gökhan<br />
5 &#8211; Ulvi<br />
6 &#8211; Zeki<br />
7 &#8211; Feyyaz<br />
8 &#8211; Rıza<br />
9 &#8211; Mehmet<br />
10 &#8211; Ali<br />
11 &#8211; Metin</p>
<p>İçlerinden en çok Metin&#8217;i överdi Rasim Bey. Sadece O değil, bütün stad &#8220;Sarı Fırtına&#8221;yı hayranlıkla seyrederdi. Oğlunun da &#8220;Metin&#8221; olmasını isterdi. O&#8217;na hep &#8220;Sakın sağ bek falan olayım deme. Sağ beke değil, sol açığa adam lazım&#8221; diyordu.</p>
<p>- Ne o Rasim? Sağ bek mi yetiştiriyorsun Beşiktaş&#8217;a?</p>
<p>Komşuları Rasim Bey’e sık sık takılırlardı. O&#8217;nun oğlu top oynarken yaşadığı heyecanla dalga geçer gibiydiler. Yusuf&#8217;un futbolcu olabilme ihtimali yoktu onlara göre.</p>
<p>- Hee, sağ bek yetiştiriyorum.<br />
- Aman diyim Rasim. Sizin takıma bir tane takoz yeter.<br />
- 3 yıldır takozla kazmayla şampiyon biz oluyoruz ama!<br />
- Bu yıl siz olamayacaksınız ama.<br />
- 3 hafta kaldı. Hile hurda yapmazsanız 4&#8242;lüycez kupaları!<br />
- Ne hilesi be Rasim? Ne zaman gördün Galatasaray&#8217;ın şikesini?<br />
- Malatyalılara sormak lazım onu!<br />
- &#8230;</p>
<p>92-93 sezonunun son haftası. Beşiktaş İstanbul&#8217;da Gençlerbirliği&#8217;ni 4-1; Galatasaray ise Ankara&#8217;da Ankaragücü&#8217;nü 8-0 yenmiş, averajla şampiyonluğu kazanmıştı. Rasim Bey sinirli ve üzgündü. &#8220;Rengi bozuklar&#8221; diyordu. Yusuf ilk kez Beşiktaş&#8217;ın şampiyon olamadığı bir sezon görmüştü. Ama henüz kazanmayı ya da kaybetmeyi anlayamamıştı.</p>
<p>Tarih: 09 Temmuz 2011<br />
Bir gazetenin spor sayfasının manşeti:</p>
<p>BEŞİKTAŞ SAĞINI KAPATTI!<br />
Transferin en çok konuşulan ismi Yusuf, Beşiktaş&#8217;a 3 yıllık imza attı. Gençlerbirliği&#8217;nde gösterdiği başarılı performansla milli takıma kadar yükselen sağ kanat savunmacısı, 2 numaralı formayı sırtına geçirdi ve &#8220;Artık hayallerimin takımındayım. Doğduğumda babamın sırtıma geçirdiği bu formada ismimin yazmasından çok mutluyum&#8221; dedi&#8230;</p>
<p>Yusuf babasının istediği gibi sol açık olamamıştı. Hatta babasının hiç istememesine rağmen sağ bek olmuştu. Takoz Recep&#8217;in 2 numarasını giymişti. Rasim Bey, Yusuf&#8217;u Gençlerbirliği&#8217;nin altyapısına yazdırdığı gün, kayıt formuna oyuncu mevkisi olarak orta saha yazmıştı. Yusuf o gün bir antrenman maçına çıkmış, ilk yarı orta saha oynamış, 2. yarı ise sağ beke çekilmişti. Antrenörler maçtan sonra kayıt formunda düzeltme yaptılar. Orta sahayı çizip yerine sağ kanat-defans yazdılar. O günden sonra da minik takım, yıldız takım, genç takım, paf takım derken, Gençlerbirliği&#8217;nin A takımına kadar yükselmişti. İlk maçına çıkarken hocasının verdiği 2 numarayı tam 13 sene giymişti. 23 yaşına geldiğinde ise milli takımın ve Beşiktaş&#8217;ın sağ bekiydi artık.</p>
<p>Tarih: 25 Mayıs 2012<br />
Bir gazetenin spor sayfasının manşeti:</p>
<p>KARTAL SON DARBE İÇİN HAZIR!<br />
Ligin bitimine 2 maç kala, şampiyonluk yolundaki tek rakibi Galatasaray&#8217;ın 1 puan önünde olan Beşiktaş, bu akşam İnönü&#8217;de rakibini devirirse şampiyonluk turunu atacak!</p>
<p>&#8230;Türkiye nefesini tuttu, bu yarışın son düzlüğünü bekliyor. Takımlar top ve kale seçiminin ardından hakemin başlama düdüğünü bekliyor. Tribünlerdeki Beşiktaşlılar şampiyonluk için sabırsızlanıyorlar&#8230; </p>
<p>Radyodaki sesin sahibi Ercan Taner&#8217;di. Yusuf küçüklüğünde maçları O&#8217;nun anlatmasını isterdi hep. O anlatırken maçı gözünün önüne getirebiliyordu. Evlerde, kahvelerde, barlarda, sokaklarda&#8230; Yani Türkiye&#8217;nin her yerinde hayat durmuştu. Her yerinde&#8230;</p>
<p>&#8230;70. dakikadan artık yavaş yavaş çıkıyoruz. Golsüz eşitsizlik devam ediyor. İki takım da kontrollü oyununa devam ediyor. Galatasaray mutlak kazanmak zorunda. Bu dakikadan sonra daha açık bir oyun sergileyebilirler&#8230;</p>
<p>Yusuf ve sahadaki diğer 21 oyuncu, sağlam bir mücadele içindeydiler. Gol pozisyonu yok denecek kadar azdı maçta. Sadece duran toplarda bir iki kez heyecan yaşanmıştı o kadar. Yusuf sağ kanadı tamamen tıkamıştı. Pek fazla ileri çıkmıyordu. Ne organize ataklarda ne de duran toplarda. Hızlı olduğu için geride hep O kalıyordu. Zaten profesyonel kariyerinde sadece 3 golü vardı.</p>
<p>&#8230;Maçta normal sürede son 10 dakika. Artık yenecek ya da atılacak 1 gol, bütün sezonun kaderini çizecek. Tribünlerde meşaleleri yakmaya başladı Beşiktaş taraftarı. Şampiyonluk şarkıları söyleniyor İnönü&#8217;de&#8230;</p>
<p>Yusuf, aynı maçı bundan 8 sene önce de yaşamıştı. 2002-2003 sezonunun sonunda yine böyle bir senaryo vardı. Gülen taraf Sergen&#8217;in golüne sevinenler olmuştu. Ama bu kez maç çok daha sıkı oluyordu. Beşiktaş tamamen kapanmaya başlamış, ilerde tek forvet bırakmıştı. Beraberlik son haftaya bırakacaktı işi ama kaybetmek her şeyi bitirecekti.</p>
<p>&#8230;İbrahim Akın. İbrahim kaleye vurduuuu! Korner. Savunmaya çarpan top Galatasaray kalesinde tehlike yarattı. Dakika 85. Sağ taraftan köşe vuruşu kullanacak Beşiktaş. 2, 4, 6 kişiyle geldi Beşiktaş. Köşe vuruşunu İbrahim Akın kullanıyor. İbrahim, penaltı noktasına inen top, savunma vurdu kafayı, gelişine bir vuruuuş! Gooooooooollll!. Goooool! Gol Gol Goool! Yusuf attı. Yok böyle bir gol. Şampiyonluğu getiren gol! Topun gelişine, sol ayağının içiyle mükemmel vurdu! O kalabalıktan geçen top, direğin içine vurdu ve ağlara gitti! Harika vurdu harika! Beşiktaş&#8217;ın sağ beki soluyla şampiyonluğu getirdi! İnönü yıkılıyor, Dolmabahçe yıkılıyor, İstanbul, tüm Türkiye yıkılıyor!</p>
<p>Soluyla vurmuştu Yusuf&#8230; Tam Rasim Bey&#8217;in gösterdiği gibi yapmıştı. Top yere değdiği anda basmıştı plaseyi. Hafif sağına doğru esneyerek vurmuştu. Deniz tarafındaki fileleri ilk kez havalandırmıştı hayatında. Golün sevincini yaşamak için kapalı tribüne doğru koşmaya başlamıştı ki, yakaladı takım arkadaşları. Bir anda yere yatırıp üstüne atladılar. 10 kişinin altında kalmıştı Yusuf. Ama acı hissetmiyordu. Hissettiği tek şey gururdu. Babasının sözünü yerine getirmişti. Gözündeki yaşların sebebi belki de buydu&#8230;</p>
<p>&#8230;Dolmabahçe&#8217;de nefes almak artık çok zor. Kalp atışları zirvede. Hakemin bitiş düdüğünü bekliyor onbinler. Stadda onbinler, dışarıda milyonlar. 90+3&#8242;deyiz artık. Hakem her an Beşiktaş&#8217;ın şampiyonluğunu ilan edebilir. Herkes omuz omuza. Ve maç bitiyor. 2011-2012 sezonu şampiyonu Beşiktaş! Tebrikler Beşiktaş!</p>
<p>İki kere seviniyordu Yusuf. Hem taraftar olarak hem de futbolcu olarak. Kutlamalar sevinç gözyaşları stada uzunca bir süre devam etti. Futbolcular tek tek alkışlandı. Şampiyonluğa emek veren herkesi taraftar bağrına bastı. Ülkenin dört bir yanında Beşiktaşlılar sokağa aktı. Staddan çıkan futbolcular ise bir gece kulübünde aldılar soluğu. Tüm kanallar canlı yayınla eğlenceyi ekranlara taşıdı.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>- Şimdi eğlencenin doruğa çıktığı gece kulübünde bulunan arkadaşımız Onur&#8217;a bağlanıyoruz. Evet Onur, gördüğümüz kadarıyla orada müthiş bir coşku var. Bize orada olup bitenleri anlatır mısın?<br />
- Gerçekten de burada coşkudan öte şeyler var. Ligin bitimine 1 hafta kala şampiyonluğunu ilan eden futbolcular, teknik kadro ve yönetim zafer sarhoşu olmuş durumda. Herkes burada ama bir tek eksik var. O da bu gecenin kahramanı Yusuf. Yöneticilere sorduğumuzda Yusuf&#8217;un kendilerinden izin aldığını, çok daha önemli bir işinin olduğunu söylediler&#8230;</p>
<p>Çok daha önemli bir iş? Evet. Yusuf babasının yanına gidiyordu. Beşiktaş aşığı olan Rasim Bey, oğlunun da formasını giydiği takımının şampiyonluk maçına gelmemişti. Şimdi Yusuf O&#8217;na gidiyordu. Arabasında dinlediği radyodan, arkadaşlarının eğlencenin doruğunda olduğunu öğrenmişti. Sonra hafif müzik yayını başladı. Sesi biraz daha açtı. Arabada yalnızdı ama yine de ağladığını gizlemeye çalışıyordu. Çünkü &#8220;Erkek adam ağlamazdı!&#8221;</p>
<p>2 saat sonra Ankara sınırına girmişti. Şehir çoktan uyumuştu. Rasim Bey şehrin biraz dışındaydı. Çok komşusu vardı. Hatta şehrin en kalabalık yeri belki de O&#8217;nun olduğu yerdi. Yusuf, babasına yaklaştıkça &#8220;Solumla vurdum. Bu sefer gerçekten solumla vurdum&#8221; diyordu. &#8220;Ödevimi gerçekten bitirdim baba&#8221; der gibiydi sanki. Hatta bu sefer takdir de almıştı. Belgeyi bir hafta sonra havaya kaldıracaktı.</p>
<p>Arabasını yolun sağına bıraktı. Farları kontrol etti ve arabadan indi. Kumandayla değil anahtarla kilitledi kapıları. Sonra tekrar açtı. Arka kapıyı açıp maçta giydiği formasını aldı. Kapıları bir kez daha kilitledi. O tüm bunları yaparken güvenlik görevlisi de yanına gelmişti. Yusuf&#8217;la göz göze geldiler. Elindeki fenerin aydınlığında O&#8217;nu kolayca tanıdı. Bir an söyleyecek bir şeyler aradı. &#8220;Hoşgeldiniz&#8221; dedi. Yusuf belli belirsiz başını salladı. Omzuna eliyle dokundu ve içeri girdi. Babası her zamanki yerindeydi. Hafif aydınlıkta Rasim Bey&#8217;i buldu. Akıtacak pek fazla gözyaşı kalmamıştı. Formasını sıktı. Terini hissetti. Yatıyordu babası. Yanına iyice yaklaştı. Söyleyecek pek de fazla bir sözü yoktu. Onca yolu bir kaç kelime için gelmişti. Dudaklarından kendiliğinden döküldü o sözler.</p>
<p>- Solumla vurdum baba! Tıpkı senin gösterdiğin gibi yaptım. Gelişine vurdum hem de. Senin istediğin gibi. Solak değilim hâlâ ama solumu kullanabiliyorum baba! Gerçekten. Şampiyon olduk hem de! Galatasaray&#8217;ı İnönü&#8217;de yendik! Görsen ne kadar sevindirdik taraftarı. Sen de sevindin değil mi baba? Benimle gurur duydun değil mi baba? Seyretseydin beni sen de alkışlardın. Senin istediğin gibi bir orta saha olamadım ama çok iyi bir sağ bek oldum. Tıpkı senin gibi! Senin gibi ben de 2 numara giydim. Bak sana formamı getirdim baba! Haftaya kupayı da alacağız. Ben senin ismini yazdıracağım formama. İnönü&#8217;de sen şeref turu atacaksın!</p>
<p>Söylemek istediği belki başka şeyler de vardı Yusuf&#8217;un. Ama sözün bittiği noktaya gelmişti. Rasim Bey&#8217;in yanına uzandı. Kulağına fısıldamaya devam etti&#8230;</p>
<p>Sabah olduğunun farkına vardığında hemen kalktı. Güvenlik görevlisi radyoyu açmış, sabah haberlerini dinliyordu. Yine Yusuf&#8217;tan bahsediyorlardı. Ama Yusuf bunu duyabilecek durumda değildi. Dalmış, bir gül ağacını seyrediyordu. Beyaz açmıştı gül. Beyaz? </p>
<p>- Usta bakar mısın bi?</p>
<p>Güvenliğe seslenmişti. </p>
<p>- Geliyorum Yusuf Bey&#8230; Buyurun bir isteğiniz mi var?<br />
- Yok. Bir şey soracaktım ben sana.<br />
- Tabi buyurun.<br />
- Bu gül ağacı kırmızı açmaz mıydı?<br />
- Evet.<br />
- Ama şimdi beyaz açmış?<br />
- Allah Allah. Olacak iş değil!</p>
<p>Yusuf bir süre daha baktı güle. Neden sonra radyoyu fark etti. Güvenlik görevlisine döndü&#8230;</p>
<p>- Akşam maçı dinledin mi?<br />
- Evet. Tebrik ederim sizi de. Anladığım kadarıyla çok güzel bir gol attınız. Bizim oğlan da&#8230;<br />
- Sesi böyle açık mıydı yine?<br />
- Evet açıktı. Sürekli orada duramıyorum. Dolaşırken sesini duymak için açmıştım&#8230;</p>
<p>Yusuf, görevlinin son kelimelerini duymamıştı bile. Babasının mezarının başına tekrar çöktü. &#8220;Duydun de mi baba sen de? Dinledin sen de maçı. Kapalı &#8220;siyah&#8221; derken sen de yeni açıkla birlikte &#8220;BEYAZ&#8221; dedin de mi baba?</p>
<p>Mezarlık görevlisi olanları anlamıştı. Gözyaşlarını tutamadı. Sessizce uzaklaştı oradan. Baba-oğul sarmaş dolaştı yine. Tıpkı bir golü kutlar gibiydiler. Kulübesine girdi. Uzaktan onları seyretmeye devam etti. Yusuf bir şeyler söylüyordu hâlâ ama duyamıyordu. Derken Yusuf bağırmaya başladı. </p>
<p>- SİYAAAAAAAAAHHHH!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/solumla-vurdum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2011&#8242;i bekliyorum</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/2011i-bekliyorum</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/2011i-bekliyorum#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Oct 2010 11:49:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben'den]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1235</guid>
		<description><![CDATA[Hemen her sene başında, yeni bir yıla girmenin heyecanı yanında bir de yeni gelecek yıldan bir şeyler istiyoruz, bekliyoruz. Sanki yıl bize bir şeyleri verecekmiş gibi. Düşündükçe ne kadar saçma bir şey aslında. 2010&#8242;dan dileğiniz ne? Temenniler de aynıdır zaten. Sağlık, mutluluk, barış, huzur&#8230; Artık neredeyse sonuna geldiğimiz 2010 yılı ile ilgili benim de birkaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen her sene başında, yeni bir yıla girmenin heyecanı yanında bir de yeni gelecek yıldan bir şeyler istiyoruz, bekliyoruz. Sanki yıl bize bir şeyleri verecekmiş gibi. Düşündükçe ne kadar saçma bir şey aslında. 2010&#8242;dan dileğiniz ne? Temenniler de aynıdır zaten. Sağlık, mutluluk, barış, huzur&#8230; Artık neredeyse sonuna geldiğimiz 2010 yılı ile ilgili benim de birkaç beklentim vardı ama teknik aksaklıklar pek izin vermedi. Şimdi sıra 2011&#8242;de! Ama bu sefer umutluyum! =)<br />
<span id="more-1235"></span><br />
Niye umutluyum konusuna gelirsek eğer&#8230;</p>
<ul>
<li>Her şeyden önce, yeni bir eve taşınacağız. Şu an oturduğumuz evden tarifi imkansız şekilde sıkıldım. Şu an oturduğumuz yerden (Sefaköy, Küçükçekmece) muhtemelen daha uzak bir yere taşınacağız. Önce Beşiktaş taraflarında baktım ama, Son zamanlarda Büyükçekmece, Beylikdüzü gibi yerlere bakıyorum ve büyük ihtimalle de buralardan bir yere gidiyoruz.</li>
<li>Çok şey beklediğim 2 internet sitesi projesi var. Bunlardan biri, arkadaşım tarafından tasarlandı, hayata geçmesi için ben bekleniyorum. Yaptığım planlara göre de Ocak &#8211; Şubat gibi hayata geçer. Diğeri de yine Şubat sonu, Mart başlarında faaliyete geçecek. Bu iki proje olursa, ben de olurum&#8230;</li>
<li>Bu 2 projenin yanında, ufak sayılacak ama olursa tam olacak olan 3-5 tane daha internet sitesi projesi var. Bunları 2010 içinde hayata geçirebilirim ama patlamaları 2011&#8242;de olacaktır&#8230;</li>
<li>Kafamı karıştıran, beni boğan birkaç problemim, sorunum var. Onlar da 2010 sonunda çözülmüş olacak. 2011&#8242;e hiç sorunsuz, kafam dinç, rahat gireceğim.</li>
</ul>
<p>Birkaç şey daha var tabii, sadece bunlar değil. Ama bunlar en temel ve belki de en önemli olanları. Hepsini buraya yazmanın da manası yok =)</p>
<p>2010&#8242;dan ise bir dileğim var yine&#8230; Oyundan bir an önce çıksın, 2011 girsin. Biz de gollere başlayalım!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/2011i-bekliyorum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

