Bahar süzülürken ıslak camlardan, hasret şarkıları esecek ardından.
Bak koşuyor akreple yelkovan, su gibi akıp giderken zaman.
Yeni bir sayfa açtım, özgür bıraktım yüreğimi de.
Yeni bayramlar yarattım kendime.
Gitme… Yanımda kal…
Yoruldum kendimden! Sürekli olarak gerçek yüzümü saklamaktan! Kan ağlıyorken yüreğim, karşımdaki insanlara gülücükler saçmaktan yoruldum! En sinirli halimde bile sakin olmaya çalışmaktan yoruldum! Hıçkıra hıçkıra ağlamak isterken, gözyaşlarımı tutup içime akıtmaktan yoruldum!
Devamını Oku
Nedir sence hayat? Yani hayatın anlamı nedir sence? Bence kocaman bir boşluk… Neden böyle bu düzen? Neden kötüye gidiyor her şey? Bunların cevaplarını ararken beynimde, kendimi sokaklarda buldum. Nereye gittiğimi bilmeden boş boş dolaştım, insanları izledim… Rüya görüyormuşcasına, uyanmak istedim. Bu kabusun bitmesini istedim. Çok zor dayanmak… Gidebilsem çok uzaklara keşke, bir daha dönmemek üzere… Yeniden başlasa hayat orada…
Devamını Oku
Yalnızdım… Doğduğumdan beri sanki hep yalnızdım. Yalnızca ben vardım. Sen ise hep oradaydın; yanımda, ikilemlerimde, savaşlarımda, direnişlerimde, teslim oluşlarımda… Yabancı değildin bana. Bendendin, içimden… Ne olduğunu bilemedim yıllarca. Çözmeye çalıştım, çözemedim… Gerçeklik miydin, yoksa sığındığım yalan mı? Anlayamadım…
Devamını Oku
İstanbul otogarı viyadüklerin çevrelediği bir örümcek ağıdır. Ağlarına yalnız bahtsızlar takılır. Parası olmayanların kaderleri değişmesede yerlerinin değiştiği bir başlangıç, ya da sondur burası. Hele öğlen kalkan ya da öğlen ulaşan otobüslerin yolcusuysanız, bu hayata sarılma direncinizin ilk test yeri yine bu otogardır.
Öğlen ezanı okunuyordu. Nisan’dı ama hâlâ kaşkollara sarılmış insanlar, ciğerlerinden çıkan havayı kaşkolun içine üfleyerek ısınmaya çalışıyorlardı. Artvin’e gidecek otobüs yolcuları sigaralarından son bir fırt çekip, otobüsün basamaklarını çıkıyorlardı. Muavin bagaj kapaklarını kapattı, peron görevlisi içerideki yolcuları sayıp, kafasını arka kapıdan uzatıp bağırdı.
Devamını Oku
Bir hazineye benzetiyorum seni. Sıkıntılı zamanlarımda yanımda bulunan. Yaşamıma anlam veren bir düş gibi geliyorsun bana. Mutluluk veriyor bana seni her gece başucumda bulmak. Ve sabah uyandığımda da gitmemiş olduğunu görmek.
Geceleri mavi bir ay varken denizin üzerinde, elimde hep sen oluyorsun. Gözlerim kapanana dek. Karanlıkta elini bana uzatan yine sen, ben korkudan titrerken. Dost oluyorsun bana, bitmeyen gecelerimde. En sıcak hikâyelerini anlatıyorsun bana. Tam üşümeye başlamışken. Sana bakıyorum, seni dinliyorum da; düşünüyorum yıldızları, samanyollarını. Ve aniden dalıveriyorum uykuya. Sen yine uyumuyorsun. Gözlerini kapamıyorsun bile. Ben uyurken, son halinle kalıveriyorsun ellerimde.
Devamını Oku