<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önder&#039;in odası... &#187; Siyah &#8211; Beyaz</title>
	<atom:link href="http://eski.ondurart.com/kategori/siyah-beyaz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://eski.ondurart.com</link>
	<description>eski.ondurart.com</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Nov 2011 16:29:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Beşiktaşlılık&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/besiktaslilik</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/besiktaslilik#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 09:13:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1584</guid>
		<description><![CDATA[Hiç düşündünüz mü Beşiktaşlılık nedir? Beşiktaşlılık her şeyden önce bir duruş, bir duygu, bir düşünce. Bir ruhtur. Peki bir duygu bütün bir ruha hükmedebilir mi? Eğer Beşiktaşlıysanız eder! Bu duruş; 8-0&#8242;lık yenilginin ardından bile &#8220;En kötü gün bugünse, bugün de Beşiktaş!&#8221; diyebilmektir. &#8220;Asi Ruh&#8221;umuzla her şeye karşıyız; çünkü biz &#8220;Son Barikat&#8221;ız! Bu ruh yeri geldiğinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç düşündünüz mü Beşiktaşlılık nedir? Beşiktaşlılık her şeyden önce bir duruş, bir duygu, bir düşünce. Bir ruhtur. Peki bir duygu bütün bir ruha hükmedebilir mi? Eğer Beşiktaşlıysanız eder! Bu duruş; 8-0&#8242;lık yenilginin ardından bile &#8220;En kötü gün bugünse, bugün de Beşiktaş!&#8221; diyebilmektir.<br />
<span id="more-1584"></span><br />
&#8220;Asi Ruh&#8221;umuzla her şeye karşıyız; çünkü biz &#8220;Son Barikat&#8221;ız! Bu ruh yeri geldiğinde &#8220;Hepimiz Eto&#8217;o'yuz&#8221; diyebilmektir. Haksız bir gol attığımızda veya bir penaltı kazandığımızda bunu hep bir ağızdan &#8220;hakem karar yanlış, Allah belanı versin!&#8221; diye haykırabilmektir Beşiktaşlılık duruşu! Asi Ruhumuz, adaletsizliğe vurulmuş bir yumruk gibi sert, saflarımız sık ve her zaman dimdiktir.</p>
<p>Bu duruşu bizlere en güzel öğreten ve yaşatan Optik Başkan&#8217;ımızın bir anısı ile yazımı bitirmek istiyorum:</p>
<blockquote><p>Bir gün Şeref Stadı&#8217;nın önünden geçen Fenerbahçe&#8217;li bir gencin Beşiktaş&#8217;lılar tarafından tartaklandığını gören Optik Başkan, Fenerbahçe&#8217;li öğrenciyi Beşiktaş&#8217;lıların elinden alıp, taksi parasını ve okul harçlığını verip evine göndermiştir.</p></blockquote>
<p>İşte bu duruş ve içimizdeki Asi Ruh hiçbir zaman sönmeyecek bir ateş gibi kalbimizde yanmaktadır.</p>
<blockquote><p>Bu yazı, 19 Nisan 2011 tarihinde <a href="http://forum.forzabesiktas.com/" target="_blank">ForzaBeşiktaş forumları</a>na Erhan Ilgar tarafından <a href="http://forum.forzabesiktas.com/viewtopic.php?f=24&amp;t=37978" target="_blank">eklenmiştir</a>. Yazıyı Erhan Ilgar&#8217;ın 17 yaşındaki yeğeni yazmıştır. Yazıdaki imla ve yazım hatalarındaki düzenlemeler ise bana aittir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/besiktaslilik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen benim hazin öyküm, bitmeyen türküm&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/sen-benim-hazin-oykum-bitmeyen-turkum</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/sen-benim-hazin-oykum-bitmeyen-turkum#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 22:02:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1539</guid>
		<description><![CDATA[Forza Beşiktaş forumlarından, yine bir Abdullah Doruk Koç yazısıdır bu&#8230; Şeref Bey&#8217;de, 8 Kasım 2010&#8242;da oynadığımız ve 1-1 berabere kaldığımız Kasımpaşaspor maçından sonra yazmış. Aslında yazmış demek pek de doğru olmaz sanırım, yüreğini dökmüş bir kez daha. Kendisinin affına sığınarak, bu yazısını da buraya asıyorum. Forza üyeliği olmayanlar da belki görür de, okurlar diye&#8230; Yazıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Forza Beşiktaş forumlarından, yine bir Abdullah Doruk Koç yazısıdır bu&#8230; Şeref Bey&#8217;de, 8 Kasım 2010&#8242;da oynadığımız ve 1-1 berabere kaldığımız Kasımpaşaspor maçından sonra yazmış. Aslında yazmış demek pek de doğru olmaz sanırım, yüreğini dökmüş bir kez daha. Kendisinin affına sığınarak, bu yazısını da buraya asıyorum. Forza üyeliği olmayanlar da belki görür de, okurlar diye&#8230;<br />
<span id="more-1539"></span></p>
<blockquote><p>Yazıya direk maç sonrasından başlamak belki yanlış, fakat bir girizgah bulmam gerekti. Affola&#8230;</p>
<p>Maç sonu düşündüğüm ilk şey &#8220;iyi ki her maç sonrası düzenli olarak yazması istenen profesyonel bir yazar olmak yerine keyfekeder bir çizer olduğum&#8221; idi. Zira maçla ilgili yazacak birşeyler bulabilmek gerçekten çok zor. Maç öncesi gerek dost, arkadaş meclislerinde, gerekse buralarda küçümsenen maçların klişesi haline gelen tabirleri kullanmaktan çekinmeyen bizler, şimdi başımız ellerimizin arasında kara kara düşünüyoruz. &#8220;İnönü&#8217;de şu Kasımpaşa&#8217;yı yenemiyorsak bu ligi boşuna oynamayalım.&#8221; Eee, ne olacak şimdi?</p>
<p>Kayıpla geçtiğimiz bir maç sonrası &#8220;Oluruz Oluruz&#8221; başlıklı bir yazı yazıp yine de umut vermeye çalışan bir kardeşiniz, arkadaşınız olarak -ama Beşiktaş&#8217;ın olduğu yerde umut hep vardır demeyi de unutmadan- ilk kez bu derece yüklü bir kasvet içindeyim. Sebebi alınan skor değil, oynanan futbol da değil hatta. Her takımın kötü oynamaya, rezalet gününde olmaya bile hakkı vardır bahsedilen şey futbolsa. Beni umutsuzluğa sevkeden şey ise çarpıklık. Çarpıklıktan kastım olmayacak nedenlerle birşeyleri çarçur etmek. Futbol lugatında kötüsü olmayacak şeyleri bile kötü yapar hale gelmek ve en önemlisi; futbolu hepimizden kat kat daha iyi bildiğine inandığım teknik heyetin, hiçbirimizin yapmayacağı yanlışları yapması ardı ardına.</p>
<p>Belediye maçına tek ön liberolu ve merkez forvetsiz düzenle çıkıldığında hepimizin en azından bir tesellisi vardı. Hoca takımda bazı şeyleri görüyordu, ligi tanıma aşamasındaydı ufaktan. Olmayacağını da görmüştü artık. İyi bir ders, hatta hayırlı bir kayıp olmuştu. Tekrarı yaşanmazdı nasıl olsa.</p>
<p>Bugün üzücü olan o temel hataları tekrar görmektir benim açımdan. Bir takım aynı sahada aynı maçı 3 kez farklı rakiplerle oynayıp hepsinde kayıp yaşıyorsa artık umut beslenecek ya da iyi tarafından bakılabilecek bir zerre dahi kalmamıştır. Hocaya güvenilmesi taraftarı olan ben ve benim gibilerin dün akşam maç bitimiden itibaren hocayı anlayamamasının başlıca sebepleri vardır. Bunları birkaç maddede toplamak gerekirse:</p>
<p>- Orta saha boşaltılıp forvet alınarak gol atılmaz.<br />
- Barca bile 3 çift yönlü orta saha ile oynarken bizim bu sayıyı zaman zaman teklememizin mantığı yoktur.<br />
- Hocanın oyunculara şut çekmeden gol atılamayacağını ve kale çizgisine kadar verkaç ya da arapası yapabileceğimiz bir maçın günümüz futbolunda hiçbir zaman karşımıza çıkmayacağını anlatması gerekir.<br />
- Kilitlenen oyunu açmak için kanatları iyi kullanmak şarttır, beklerinizden biri Erhan ise bu imkansızdır.<br />
- Kayseri deplasmanında ilk 11 başlayan Onur, geçen maçki kritik hatasına rağmen maçın en iyisi olan Necip, artık belli maçlarda kullanılabilecek Yusuf ve gerek Beşiktaş siftahını yapması, gerekse buzları eritmek açısından Fatih bu maçlarda oynamayacaksa rotasyon denen davadan çakoz ettiğimiz nedir?<br />
- Nobre sakat ve Kartal yedek forvetsizken Fatih&#8217;î 18&#8242;e almamak ayrıca altı çizilesi bir yanlış değil midir?<br />
- Aynı şekilde Zapo-Ferrari sakat ve takım &#8220;yedek stopersizken&#8221; iki sahada, iki klübede toplam 4 ön liberodan sadece tekiyle 90 dakikayı bitireceksek eğer, Fink ya da Necip yerine Atınç Nukan daha akılcı bir seçenek olmaz mıydı örneğin? Porto deplasmanında Toraman kırmızıyı gördüğü vakit forvetten birini çıkarıp Zapo&#8217;yu almak yerine Aurelio&#8217;yu stopere çekerek anlayışından taviz vermeyip hepimizin takdirini kazanan hocamız, dün Aurelio&#8217;yu da çıkarırken Toraman veya Ersan sakatlanırsa ne olur diye düşünmedi mi acaba, merak içindeyim.</p>
<p>Bunun yanında Beşiktaş&#8217;ın her halini en iyi bilen merci olan taraftara, yani bizlere de birkaç serzenişim olacak. Tribündekine, Forza&#8217;dakine, kahvedekine, sokaktakine, sana, bana, ona, herkesedir bu sual ve serzeniş. Kendimize soralım, dürüst cevaplar verelim.</p>
<p>- &#8220;Aşığın gözü kör, kulağı sağır&#8221; misali iki süper yıldızın esas gedikleri gözardı etmemize yol açmasına daha ne kadar izin vereceğiz? Takımdan gelmiş geçmiş en iyi Beşiktaş gibi bahsetmekten ne zaman vazgeçip işe uyanacağız?<br />
- Her Rüştü-Hakan kıyasında Rüştü&#8217;yü tercih eden ve buna göre yorum yazan bir kardeşiniz olarak soruyorum. Dünkü golü Hakan yese verilen tepkinin kaç katıyla karşılaşırdık?<br />
- Nihat her yerden yere vurulduğunda onu savunan, hatta zaman zaman tek ve tük kalan adam olarak soruyorum. Guti yerine o penaltıyı dün Nihat kaçırsa kızılca kıyametin hangi biriyle müşerref olacaktık acaba? Ama Guti kaçırdı, Guti ilah. Yavaş be abi, ilah varsa Beşiktaş&#8217;tır.<br />
- Mersin ile oynadığımız kupa maçında o yağmur, çamurda oraya gelen 5 bin kadar taraftar adeta kitabını yazmışlardı işin. Nitekim o maçta da Kasımpaşa&#8217;dan çok daha zayıf bir takıma 100 (ya da doksan küsür) dakika gol atamayan bir Beşiktaş vardı sahada. O gün hiç desteğini kesmedi o taraftar. Taraftar olmak tarafında olmaktı çünkü. Porto&#8217;yu orada elimizden kaçırdığımız maç akşamı bana &#8220;Eyvah, bu maçta Hakan da Nihat da iyi oynadı. Yenilsek günah keçimiz de yoktu.&#8221; dedirtebilen bir taraftar profili olmaya doğru giden bizlerin, taraftarlık vazifesinden bihaber olan bizlerin topçu vazifesini yapmadığında köpürmeye o kadar da hakkı yoktur kanımca. </p>
<p>Tüm bunların ışığında yine söylüyorum. Beraberliğe üzülüyorsam, sonucaysa bu sitemim namerdim. Dün maç 1-1 olduğunda galibiyet golünü attığımızda kendimi tutup sevinmeyeceğime dair söz verdim. Sevineceğim tek şekil, galibiyet golünün Nihat ile gelmesiydi. Penaltı geldi aslında, ama Guti kaçırdı. Kaçtı diye de üzülmedim, çünkü her fırsatta zembereğini Beşiktaş&#8217;a boşaltmaktan haz duyanların o gol sevinciyle çılgına dönmeleri yerine puan kaybından sonra &#8220;Sen şampiyon olmasan da&#8221;, &#8220;Neyleyim cebimdeki milyon doları&#8221;, &#8220;Bitmesin dertler s&#8230;me kadar&#8221; diyen kardeşlerimi etrafımda görmeyi yeğledim. Eyyamcılar iptal ettiği golün korkusundan penaltı çalabilir, ama sonucu Beşiktaş belirler. Ve sonucunu Beşiktaş&#8217;ın belirlediği her maç kansere adım adım yaklaştıran bir araçtır. Lakin Beşiktaş&#8217;tan gelen kanserli hücre bile ayrı nimettir anlayana. Holosko çıkıp Tabata girerken ben amcamın sıkça tekrar ettiği &#8220;kanserden çözüp vereme bağlamak&#8221; sözünü hatırlar, acı bir tebessümle, ama yine de tebessümle canım Beşiktaş&#8217;ıma selam ederim. </p>
<p>Sayılmayan golle maçın bitiş düdüğü arası sanıyorum 3-4 dakika ve bu kadar kısa sürede bir şizofreni komplekse sokacak kadar gelgitler yaşayan ben, dandik bir doksan dakika 1-1 berabere bitti diye hıncını Beşiktaş&#8217;a kusacaklardan değilim. İşler mi be  </p>
<p>Son olarak temas etmek istediğim nokta bu yazının değil, bu sezonun değil, Beşiktaşlılığın en can alıcı noktalarıdır kanımca. </p>
<p>Ben, ilk yarısını 3-0 galip kapattığımız maçta oğlunu uyutup maç 3-3 bittiğinde soluğu tesislerde alarak Şifo&#8217;ya &#8220;Ben sabah oğluma ne derim kaptan?&#8221; diyen adam tanırım, Beşiktaşlıydı.<br />
Ben Kezman&#8217;ın golüyle 1-0 kaybettiğimiz Fenerbahçe maçından sonra günlerce hayattan soyutlanan, sakal tıraşı olması gerektiğini babasının &#8220;aczimendi&#8221; benzetmesiyle hatırlayan adam tanırım, Beşiktaşlıydı.<br />
Ben Liverpool maçında o malum skordan sonra Çarşı kaşkolunu açan abiyle oturup iki çift laf etmedim, ama nerede görsem tanırım. Beşiktaşlıydı.<br />
Ben Beşiktaş&#8217;ın küme düşme adayı olarak gittiği Zonguldak deplasmanını &#8220;O günleri gördük ama yine de vazgeçmedik.&#8221; diye gururla anlatan Beşiktaşlı babamı da iyi tanırım ve derim ki; keşke biz de o günlere yetişebilsek, o acılarla yoğrulabilseydik. Bugün en ufak bir esintide savrulmayacak dirayeti gösterebilmek adına&#8230;</p>
<p>Bizim bu yukarıda anlattığım acıları yaşayan insanlardan hiçbir farkımız yok. Ne canımız onlardan daha kıymetli, ne de Beşiktaşlılığımız onlardan daha az olmalı. Aynı şekilde kısmet olursa oğlum ya da kızım olacak eşek sıpası da Kasımpaşa maçı gecesine benzer geceler yaşamalı şerbetli Beşiktaşlı olabilmek adına. &#8220;Beşiktaşsın sen bizim canımız&#8221; hesabı.</p>
<p>Ne şampiyonluk ne de Avrupa için gerek takıma, gerekse bizlere umut teşkil etmek adına yazılmadı bu satırlar. Yalnızca belki birileri çıkar omuz verir de şu eski Beşiktaşlılığın üzerindeki tozları üfleriz belki. O zaman her şampiyonluktan daha kutlu bir günümüz olacak. Fakat yine de ricamdır, Almanca ya da İspanyolca bilen arkadaşlar şu besteye bir el atsınlar.</p>
<p>&#8220;Ne zaman şampiyonluk diye bağırsak, kursağımızda kalıyor<br />
Söylesene bize hoca, takım niye oynamıyor?&#8221;</p>
<p>Şu da unutulmasın bitirirken. Adaletsizce dağıtılan ve layık olmaksızın taşınan o formalar milyonlarca Beşiktaşlı çocuğun hayalidir, kahramanlık öyküsü, bitmeyecek türküsüdür.</p>
<p>&#8220;Sen benim hazin öyküm, bitmeyen türküm&#8230;&#8221;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/sen-benim-hazin-oykum-bitmeyen-turkum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş&#8217;ın istenmeyen çocuğu</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/besiktasin-istenmeyen-cocugu</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/besiktasin-istenmeyen-cocugu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2010 22:28:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya sporu]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1510</guid>
		<description><![CDATA[Çok konuşuyoruz, çok tartışıyoruz. Nihat Kahveci, 97-98 sezonu A takıma çıkmış bir isim. 19 yaşına gelmeden A takım formasını sırtına geçirdi. Toshack&#8217;ın gençleştirme operasyonunun parıltılı dönemi, sağ kanatta oynuyor genelde. Kapalı&#8217;nın önünde falan oynamak zordur. Kapalı altta maç izleyen bilir. Kendisine örnek aldığı isim Şifo Mehmet. Toshack vazgeçemedi kendisinden, kapalıya çaktığı selamları bir kenara bırakmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok konuşuyoruz, çok tartışıyoruz. Nihat Kahveci, 97-98 sezonu A takıma çıkmış bir isim. 19 yaşına gelmeden A takım formasını sırtına geçirdi. Toshack&#8217;ın gençleştirme operasyonunun parıltılı dönemi, sağ kanatta oynuyor genelde. Kapalı&#8217;nın önünde falan oynamak zordur. Kapalı altta maç izleyen bilir. Kendisine örnek aldığı isim Şifo Mehmet. Toshack vazgeçemedi kendisinden, kapalıya çaktığı selamları bir kenara bırakmak durumunda kaldı Nihat. Henüz hazır hissetmiyordu ama gitmek durumundaydı.<br />
<span id="more-1510"></span><br />
Gidişine gelelim. Gitmek durumundaydı diyorum ya gitmek durumundaydı. 94-95 ten beri gel(e)meyen şampiyonluk, kulübün maddi açıdan inanılmaz derecede batakta olması. Yıl 2002, aylardan Ocak. Taze, nakit tam 5 milyon Euro. Şimdi iyi para ki düşünün sene 2002. Kulübün alacaklıları rahatlıyor, kulüp rahatlıyor. Rahatlamayan insanlar var, beklentileri olanlar, başka baharlara bırakıyorlar beklentilerini. Gider gitmez formayı sırtına geçirdi diyemiyoruz. Yaklaşık bir sezon kadar beklemesi gerekti. İspanya&#8217;ya gittiğinde tek kelime dahi İspanyolcayı bırakın İngilizce bilmeyen Nihat, İspanyolcayı söktü. Forvet oynamaya, oynatılmaya başlandı ve yabancılık çekti diyemeyiz. Süleyman Seba&#8217;nın elini öpüp, helal hakkını aldıktan sonra oradaki gururumuz olmaya başlıyordu. 2 gol 1 asist, 1 gol 1 asist, 5 haftada 4 gol derken, 6. haftayı boş geçmiyor ve Sociedad&#8217;da Nihat sesleri başlıyordu. Adını ezbere söylüyordu herkes. Sene 2002, Nihat Kahveci gol krallığında Ronaldo ile yarışıyor, takır takır İspanyolca konuşuyor, herkes de onu konuşuyor. 16 maçta 10 gol. Başlıklar atılıyor, koca puntolarla: &#8220;İspanya&#8217;da ki gururumuz&#8221;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1513" title="2nihat-kahveci-sociedad" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/2nihat-kahveci-sociedad.jpg" alt="" width="220" height="283" /></p>
<p>Sociedad&#8217;ı sırtladığı gibi zirveye çıkarıyor. Real Madrid&#8217;i 4-2 yendikleri maçta attığı gol, oyundan alınırken deliler gibi alkışlanması, tekrar tekrar izlenesi. Keşke gitmeseydi diyordu insanlar. Gitmek durumundaydı oysa. Barcelona&#8217;nın transfer listesine girmiş, Real Madrid&#8217;in teklifini reddetmiş bir Türk futbolcudan bahsediyoruz bu yazıda. Türk Futbolunun yetiştirdiği en başarılı lejyonerden. Gel gelelim, İspanya sınırları içerisinde yarattığı fırtınayı istenilen şekilde yansıtamıyordu Milli Takım maçlarına. La Liga&#8217;da 100 maçta 51 gole ulaşıyor. 3 sezonda Ronaldo&#8217;nun ardından en fazla gol atan oyuncu oluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1514" title="3nihat-kahveci-sociedad" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/3nihat-kahveci-sociedad.jpg" alt="" width="300" height="245" /></p>
<p>Sociedad&#8217;da mali krizin ardından çoğu yere gidip geliyor Nihat. Valencia ile görüşüyor, olmuyor. CSKA ile görüşüyor, olmuyor. O zamanlar Fenerbahçe falan talip. Beşiktaş&#8217;ın yüzü yok. Gitti, gidecek derken Kovacevic&#8217;in sakatlığı sebebiyle sezon sonuna kadar kalıyor. Geçiriyor o formayı sırtına ve Bask derbisinde bam bam atıyor gollerini. Tam 4.5 yıl. Ayrılmaya hazırlanırken yine Bask bölgesi gazetelerinden Diariovasco, Türkçe bir metin ve &#8220;Yolun açık olsun&#8221; başlığını kullanarak veda ediyor. Yeni bir Arif mi geldi derken. Aynı dönemde Mark Gonzalez, Liverpool&#8217;a geri dönecek. Tarifi imkansız bir yıkım Sociedad için.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1515" title="4nihat-kahveci-sociedad" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/4nihat-kahveci-sociedad.jpg" alt="" width="200" height="136" /></p>
<p>El Turco kardeşimizin işleri, önceleri pek iyi gitmedi Villareal&#8217;de. Tomasson vardı babalar gibi zira. Rossi bir vardı bir yoktu. 4-3&#8242;lük Atletico Madrid maçı ile döndü diyebiliriz. Birisi son dakikada olmak üzere 2 gole imza attı Nihat. Bütün transfer dönemlerinde geldi, gelecek söylentileri çıktı. Fenerbahçe, Beşiktaş ve daha niceleri. O üzerine koydukça bir şekilde gururlanıyorduk. Büyük bir ciddiyet ve çalışma içinde sessiz sedasız büyük bir kariyeri sürüklüyordu ardında. Sessiz sedasız derken, tantanalı insanlarda kariyer peşindeydi gerek Türkiye, gerek ise Avrupa. Onlardan çok farklı Nihat. Karakter olarak farklı, görüş olarak farklı. Şu üstte yazdıklarım Hakan Ünsal&#8217;ın kariyerinden parçalar olsaydı şimdi bütün &#8220;ak&#8221; belediyeliklerinin parklarında bir şekilde heykelleri vardı. 2007-2008, Four Four Two en iyi 100 listesi, 39 numara. 2007-2008 derken Çek Cumhuriyeti maçıyla tazeliyoruz hafızalarımızı. Zira formsuz Nihat. Sakatlıklarla boğuşuyor, hoca görev veriyor çıkıyor elinden geleni yapıyor ama olmuyor. Bir şekilde gol veya goller atıyor ama yapması gereken tam da bu iken beğenilmiyor. Sahne hatırlatmak istiyorum bu noktada, Colin Kazım zırtapoz bir şut atıyor (orta bile olabilir) ve Nihat&#8217;a dönüyor kameralar, &#8220;sakin oğlum sakin&#8221; önde falan değiliz biz. Yenik durumdayız ve tepki bu. Atacağı galibiyeti getirecek gol veya gollerin habercisi bu özgüven.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1516" title="5nihat-kahveci-hosgeldiniz" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/5nihat-kahveci-hosgeldiniz-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></p>
<p>Biraz daha öznel kısma geliyorum, uzun tuttum yazıyı çünkü. En basitinden başlıyorum. Hakan Şükür, Emre, Okan 1 maç oynadığında fırtınalar koparken (aman gol falan atmasınlar kalbimiz var) La Liga&#8217;da Nihat takır takır oynadı senelerce. Bütün bağları koptu, domuz bağı tedavisi ile sahalara döndü ama döndü. Sağ kanatta oynadı, forvet oynadı, tek forvet bile oynadı. Bir gün çıkıp, herhangi bir rahatsızlığını belirtti mi? Bir tane yakınan demeç verdi mi haylaz basına? Birilerinin gözüne girmek gibi bir çabası oldu mu? Hadi onu geçtim onlarca maç izliyoruz, bir tanesinde bir tartışması, kavgası, polemiği var mı?</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1517" title="6nihat-kahveci-milli-takim" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/6nihat-kahveci-milli-takim-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></p>
<p>Geldi Beşiktaş&#8217;a. Geliş sürecini falan yazmak istemiyorum çok bilindik şeyler. Uzun yazdığımdan dolayı bir sıkıntı var üzerimde zira. Beşiktaş&#8217;a dönüşü ve kaptan rolü. Dönmesine hepimiz çok sevindik. Şimdi çok üzülüyoruz. Ben dönmeseydi keşke derken Nihat&#8217;ı düşünüyorum, insanlar anlık skor ve puan durumu üzerinden düşünüyor. Patladı patlayacak, önümüzdeki sezon, kamp yapmadı falan filan biz kendimizi oyalarken Nihat gerçeği önümüze geldi. Olmadı. Olmuyor. Olmayacak. Her kötü Nihat hamlesinden sonra şöyle bir uzaklaşıp, &#8220;Nihaaaat&#8221; diyorum. Nihat demeye alışkın değiliz çünkü. Böyle sevdirmiş ismini, ben böyle telaffuz ettim hep. Attığında da kaçırdığında da bu değişmedi. Ayakta duramadı &#8220;Nihat&#8221; demedim. Yine &#8220;Nihaaaaaat&#8221;.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1518" title="7nihat-kahveci-besiktas-donus" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/7nihat-kahveci-besiktas-donus.jpg" alt="" width="300" height="249" /></p>
<p>Bütün eleştirileri anlarım. &#8220;Nihat kendine bakmıyor&#8221; denilir, hak vermem ama mantıklıdır. &#8220;Nihat yaşlandı be kardeşim&#8221; denilir, ya harbiden sanırım öyle derim içimden. &#8220;Nihat kim? Nihat topçu mu? Nihat cırt, Nihat pırt&#8221; dersen ben bu yazıyı yazarım işte kardeşim. &#8220;Çok para alıyormuş&#8221; dersin, hak veririm ama üzülmem hak ediyor o parayı çünkü. Beşiktaş&#8217;ta işler böyle gider(di) işte. Beşiktaşlının Beşiktaşlıda kredisi çoktur. Tükenmez bu kredi. Arabası tartışılır, hayatı tartışılır. Eh be kardeşim bu adam bütün varlığını Beşiktaş sayesinde mi yaptı? Nihat iyi olsaydı La Liga&#8217;dan döner miydi? Bu sorunun cevabı çok karışık, Mehmet Topuz olaylarından sonra başkanın kapısında yattığı bir isimdir Nihat. (Diğeri Ferrari)</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1519" title="8nihat-kahveci-kupa-toreni" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/8nihat-kahveci-kupa-toreni-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></p>
<p>Bilmeniz gereken bir şeyler daha var. Şuna emin olun ki, senden, benden, senin haftada 1 futbol izleyen dayından, amcandan, herkesten; daha çok ister Nihat gol atmayı. Eskisi gibi oynamayı, şöyle harbiden göğsünü gererek pıt pıt koşmayı en çok Nihat ister. Bu durumda olmasının tek sebebi Nihat mı? Yeteneksiz mi? Çaba sarf etmiyor mu? Sahada arkadaşlarının emeğini mi çalıyor? Hayır. Olmuyor. Farkındayım, farkındasınız. Israr ediyoruz ama olmayacak.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1520" title="9nihat-kahveci-milli-takim" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/9nihat-kahveci-milli-takim-300x215.jpg" alt="" width="300" height="215" /></p>
<p>Beşiktaş taraftarına yakışan, Nihat&#8217;ın bütün emeklerine, bir dönem Beşiktaş kurtuluşuna imza attığını unutmadan konuşmaktır, davranmaktır, yaşamaktır. Amatör, profesyonel bütün branşların bütün maçlarını kaçırmasan, hep tribünde bir şekilde yerini alsan da bu değişmeyecek. Nihat&#8217;ı ıslıklamaya, küfretmeye, yuhalamaya kimsenin hakkı olmamalı. Yok zaten. Biz nasıl diğerlerine benzemiyorsak onların kötü örneklerini kendimize emsal yapmayacağız. Nihat, Beşiktaş forması altında anlamlıdır, Beşiktaş forması Nihat&#8217;ın üzerinde anlamlıdır. Nihat, o tepkileri veren bütün insanlardan daha fazla Beşiktaşlıdır. Hiçbir zaman hiçbir yerde adı kötü bir şekilde anılmamıştır, anılmayacaktır. Nihat her dönem sadece işini yapmıştır. Türk futbolunu Avrupa&#8217;da en iyi temsil eden Türk futbolcudur. Sporcudur. Zekidir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1521" title="10nihat-kahveci" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/10nihat-kahveci-300x196.jpg" alt="" width="300" height="196" /></p>
<p>Mazeret ne olursa olsun, yuvasına dönen bir Beşiktaşlıyı ıslıklamak, yuhalamak, abartıp küfretmek Beşiktaş taraftarına yakışmaz. Yakışmıyor. Hasan Şaş, Hakan Şükür ve diğerlerinde olduğu gibi. Hiçbir taraftara yakışmıyor ama söz konusu Nihat olunca bir başka yakışmıyor. Yapmayın etmeyin.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1522" title="11gecmiszamanolurkinihatkfh5" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/11/11gecmiszamanolurkinihatkfh5-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<blockquote><p>Bu yazının şimdi yazılmasının Nihat’ın Porto maçında attığı golle uzaktan yakından alakası yoktur.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://hepberaber3lu.blogspot.com/2010_11_01_archive.html" target="_blank">Santrayla Beraber</a> bloğunda yazılmıştır.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/besiktasin-istenmeyen-cocugu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimyasal Formül, 6+4 ve Beşiktaş&#8217;ın Futbolcusu Olmak</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/kimyasal-formul-64-ve-besiktasin-futbolcusu-olmak</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/kimyasal-formul-64-ve-besiktasin-futbolcusu-olmak#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 11:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1351</guid>
		<description><![CDATA[Kimyasal formül&#8230; Kelime anlamı; bir kimyasal birleşiği oluşturan atomlar hakkında detaylı ve açık bilgi veren bir yöntemdir. Zannetmeyin ki şimdi bilimsel birşeyler konuşacağız, evet içerisinde bilimde olacak ama en çok Beşiktaş üzerine olacak. &#8220;Kimyasal birleşik&#8221; tamlamasını bu sefer &#8220;Beşiktaş&#8221; olarak alacağız. İçeriğindeki atomlar ise Beşiktaş&#8217;ın can damarları olan siyah-beyazlı &#8220;yabancı damatlar&#8221; olacak bu sefer. Her aşkın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimyasal formül&#8230;<br />
Kelime anlamı; bir kimyasal birleşiği oluşturan atomlar hakkında detaylı ve açık bilgi veren bir yöntemdir.</p>
<p>Zannetmeyin ki şimdi bilimsel birşeyler konuşacağız, evet içerisinde bilimde olacak ama en çok Beşiktaş üzerine olacak. &#8220;Kimyasal birleşik&#8221; tamlamasını bu sefer &#8220;Beşiktaş&#8221; olarak alacağız. İçeriğindeki atomlar ise Beşiktaş&#8217;ın can damarları olan siyah-beyazlı &#8220;yabancı damatlar&#8221; olacak bu sefer.<br />
<span id="more-1351"></span><br />
Her aşkın içinde mutlulukta, hüzünde vardır. Beşiktaş&#8217;ta da bu böyledir. Çok güzel başarıları da yaşamışızıdır dibe vurmuşluğun acısınıda. Örnek vermek için uzak bir tarihe gerek yok. 101. yıl faciasının hemen ertesi, Del Bosque gelmiş. Sezona berbat bir giriş yapılmış. Taraftar acı çekiyor. Ama bunun sebebi sahadaki futboldan ziyade sahadaki futbolcular. Sahada ruh gibi gezinen, içeri girip &#8220;canlan ulan!&#8221;, &#8220;koş ulan&#8221; demek istediğimiz futbolcular. Hırs kelimesini hayatından çıkarmış futbolcular.</p>
<p>Bununla birlikte maç başlarında gelen &#8220;5 dakika sessizlik&#8221; ve hemen ardından Dolmabahçe&#8217;yi çınlatırcasına gelen &#8220;Beşiktaş&#8217;sın sen bizim canımız&#8221; tezahüratları hep boğazdaki yumruğun eseriydi.</p>
<p>Baktığımız zaman geçen yıllar içerisinde pek çok şey değişti. Ama bazı şeyler var ki MAF dönemine nazire yaparcasına gelişti. O dönemle benzeşti. Beşiktaş taraftarının en büyük isteği mücadele eden futbolcuydu. Buydu zaten Pascal Nouma&#8217;yı taraftarın gözünde &#8220;can&#8221; yapan, Tümer Metin gibi &#8220;Beşiktaş hainlerinin&#8221; anlayamayacağı kavram.</p>
<p>Sahadaki adama baktığında, onun en az senin kadar istediğine inanmak, onun en az senin kadar sevindiğine, senin kadar acı çektiğine, senin kadar mücadele edeceğine inanmak.</p>
<p>Ülkemizde bir yabancı kuralı var 6+4. Öyle bir seçim yapmalısın ki, bu oyuncular takımın kimyasına birebir ayak uyduracak ve seni taşıyacak adamlar olmalıdır. Hem sportif katkı sağlayacak hemde geleneklerine uyum sağlayacak. Zordur dostum, çok zordur. Neler şahit oluyoruz bu ülkede? Alemciler mi dersin, hocasıyla mahkemelik olanlar mı dersin, camiasının karakterini benimsemiş vidanjör görünümlü insanlar mı dersin.</p>
<p>Ama biz bugün, Beşiktaş taraftarı olarak buna inanabiliyoruz. Çünkü biz bugün Şeref Bey stadında izlediğimiz &#8220;11 cesur yüreği&#8221;n yarısını yani &#8220;yabancı damatları&#8221; artık kendimizden görüyoruz. Transfer politikaları daima eleştiri konusudur. Sportif anlamda ve mental anlamda. Ama şu var ki Beşiktaş son 3 senede yaptığı transferlerle turnayı gözünden vurmuştur. Hemde &#8220;kimyasal olarak&#8221;. Ve bu &#8220;kimyasal bağ&#8221;ın sonucunda ise sportif başarı gelmiş, geliyor ve gelecektir.</p>
<p>Ne yabancılar görüyor bu ülke. Ama bir takım var ki onun &#8220;gözlerinin içi gülüyor&#8221; ne zamandır. Belki de yıllardır yaşadıklarımızdan sonra Allah&#8217;tan bize güzel bir hediye diye düşünüyorum sessizce.</p>
<p>Bu yaz iki tane Avrupa&#8217;yı sarsan transfer yaptı Beşiktaş. Quaresma ve Guti. Ne dediler bu adamlar için? Neler demediler neler&#8230; Ama bugün bu adamlar Şeref Beyin çimlerinde, arkasına Beşiktaş&#8217;ın gücünü alarak cümle aleme meydan okuyorlar.</p>
<p>Bu adamlar yabancı. Kilometrelerce uzaktan, farklı bir dünya görüşünden ve farklı bir kültürden geliyorlar. Sen onları hiç tanımayan birine git izlet ve de ki:</p>
<p>&#8220;Bak şu sarışın olan bizim kaptanımız. Altyapıdan beri bizimle. Herkesin heyecandan kalbinin sıkıştığı anda o &#8216;büyük futbolcu&#8217; olduğunu gösterir. Son dakikadaki penaltıyı soğukkanlılıkla atabilir. Deplasmanda oynadığımız derbide golden sonra taraftara koşar, onlarla yaşar coşkuyu. Sakatlandığında mı? Gelir tribünde izler, son dakika golünden sonra nerdeyse alt tribüne düşme tehlikesi yaşayacak kadar sevinir. Yedek kulubesinde ise, eğer ki bir arkadaşının zarar gördüğünü görsün. Hemen sahaya girer, onu asla bırakmaz. Bu takıma &#8220;Benim takımım&#8221; der, sahiplenir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bak şu dövmeli çocuk. Asi duruyor değil mi? Çok duygusaldır be o abi. Yıllardır bizimle. Elimizde büyüdü bak. Öyle ki sakatlandığında &#8220;50 bin kişinin önünde arkadaşlarımı yalnız bırakmam, çıkmam oyundan&#8221; der inat eder, 6 ay sakat kalma pahasına iğne olup oynamak ister. Kimse koşmadığı anda o koşar, herkesi koşmak zorunda bırakır. Gol atar, hemde ne gol atar be abi. Golden sonra mı? Formasını öper, taraftara koşar. Kime koşar birde, elinde büyüdüğü malzemeciye koşar. Bizim için kanını akıtacağını söyler, yapar da. Son dakikalarda takımı gol atsın diye taraftar gibi oturur, köşede dua eder. İnanır, inandıkça başaracağına inanır. Beşiktaş&#8217;a inanır.&#8221;</p>
<p>Anlatın bunu böyle birine&#8230; Yüzünde bir tebessümle dinler seni. Ne de güzel anlattı diye geçirir içinden. İnanır sana.</p>
<p>Yabancı gelmiyor sizlere değil mi? İşte demek istediğim bir nevi burda şekilleniyor. Taraftarın hayalinde daima şunu haykırmak yatar. &#8220;Sen sahadaki biz, Biz tribündeki SEN&#8221;. Bunu haykıracak bir adam görmek ister. Gözyaşını akıttığı formasını yemyeşil çimler üzerinde giyen adamdan kendisine ihanet etmemesini, &#8220;hakkını vermesini&#8221; ister.</p>
<p>Ne mutlu ki bize, biz bugün böyle oyunculardan kurulu bir takıma sahibiz. Dolmabahçe semalarında &#8220;Fabian Ernst Oley Oley Oley&#8221; sesleri yankılanırken, o sanki Fulya tesislerinden gelme &#8220;baba&#8221; bir adamdır. Beşiktaş taraftarı için &#8220;Bizim taraftarımız çoğunlukla çalışan kesimden geliyor. Sanırım beni bu kadar sevmelerinin nedeni benim 90 dakika boyunca o sahada elimden gelen herşeyi yaptığıma inanmaları&#8230;&#8221; diyen gönül gözü açık adam. &#8220;Kartal Gol Gol Gol&#8221; diye bağıran, adeta üzerine büyü yapılmış gibi kimsenin ayak kıpırdatamadığı şampiyonluk derbilerinden birinde orta sahadan aldığı topu götürüp ağlara yollayan Holosko, aslında bizim mahalledeki genç çocuktur.</p>
<p>Bobo mu? Havaalanına ilk indiği günü unutan var mı? Çelimsiz küçük çocuğu. Bugün ise o çocuk Beşiktaş tarihinin en fazla gol atan yabancısı, en değerli oyuncu ödülleri, gol krallığı ödüllerinin gediklisi. Bizim çocuk ya, hakkaten de bizim çocuk. Gollerden sonra kollarını açan, başını çılgınca sağa sola sallayarak koşan çocuk. Fb maçındaki rezilliklerden sonra &#8221;Karakterime ve ahlakıma en uygun takım olan Beşiktaş formasını giymekten bir kez daha gurur duyuyorum&#8221; diyen &#8220;adam!&#8221;.</p>
<p>Birini getirdiler bu ülkeye de &#8220;defans&#8221;ın tanımını değiştirdi. Bahsettiğim tabi ki Matteo Ferrari, Beşiktaş formasıyla, Şampiyonlar liginde haftanın karmasına girmiş Ferrari. Dzeko tarafından &#8220;O Vidic&#8217;ten daha iyi, şimdiye kadar beni en çok zorlayan oyuncu&#8221; yorumunu alan Ferrari. Beşiktaş&#8217;ın sezona zor bir başlangıç yaptığı ama muhteşem taraftar desteği verdiği 0-0&#8242;lık Antep maçında, herkes toplanıp soyunma odasına giderken yere çöken, ayağa kalkamayan, aynı taraftar gibi yüreği sızlayan Ferrari.</p>
<p>Tomas Sivok, zamanında Milan&#8217;a gitti gidecek denilirken, sakatlığıyla birlikte umutlarını gömen ama bugün Beşiktaş taraftarı için mücadelenin eş anlamlarından biri olan adam. Elinden geldiğinin en fazlasını yapacağına yürekten inanılan adam. Hata yaptığı bir derbi maçta hatasını affettirmek için çılgınca mücadele edip zorlayarak golünü atan, &#8220;ben kırdım, ben yapıştırdım&#8221; diyen adam.</p>
<p>Bugünlerde göz ardı edilmesi hep içimizde uhte olan, &#8220;şuuut vee gooool muhteşem bir gool, michaeeel fink!!&#8221; cümleleriyle kulaklarımızda çınlayan, efendi ama cengaver adam.</p>
<p>Daha bu ülkeye giriş yapması sayılı günlerle ölçülen ama dün transfermarkt&#8217;a, bir alman sitesine verdiği röportajda şu sözleri sarfeden adam;</p>
<p>&#8220;- Beşiktaş taraftarı hakkında ne düşünüyorsun?<br />
&#8220;Taraftarımız inanılmaz. Evde veya deplasmanda farketmez, her zaman ortaya yüreklerini ve ruhlarını koyarak bizleri büyük bir gürültüyle destekliyorlar. Kime sorarsam sorayım, Türkiye veya Almanya herkes &#8220;Çarşı&#8221;dan bahsediyor. Onlar &#8220;Çarşı&#8221; için dünyanın en çoşkulu taraftarı diyorlar. Onlar inanılmazlar!&#8221; Roberto Hilbert</p>
<p>Kimi zaman üvey evlat muamelesine çekilselerde Tabata ve Zapo&#8217;da bu kimyasal bileşiğin en önemli dişlilerinden biridirler hiç şüphesiz. Beşiktaş&#8217;ın futbolcusu sıfatını sonuna kadar hak eden, formaları için sonuna kadar mücadele eden, terinin son damlasını bırakmadan o çimleri terk etmeyenlerdendir onlar.</p>
<p>Bugün bu çocuklar, bizden biri sıfatını sonuna kadar haketmektediler. Çıkmadık candan umut kesilmez misali, son düdük çalana kadar mücadelesini sürdüren, taraftar için oynayan, asla rakibine saygısızlık etmeyen, sahada takım kaptanlarına rakip futbolcunun saygısızlığını gördükleri anda nevri dönen ve onu korumak için yedek kulübesinden oyun alanına giren, kendisine küfür eden rakip takım taraftarına formasındaki armayı gösteren, hakemlerin türlü türlü hallerine rağmen sorumluluğunun bilincinden asla şaşmayan, üzerlerindeki formanın ağırlığını hisseden adamlar.</p>
<p>Ve Beşiktaş taraftarı. &#8220;And the Oscar goes to&#8230;&#8221; diyebilsek ve Oscar&#8217;ı birine gönderebilecek olsak, zümrüdüanka&#8217;ya taş çıkartırcasına Şeref Bey&#8217;de, sahadaki mücadeleci çocuklara can veren; Beşiktaş taraftarı. &#8221;Gücüne güç, katmaya geldik&#8221; diye haykırırken, ruhlarındaki o gücü yansıtan &#8220;büyük&#8221; adamlar.</p>
<p>Özetle, 6+4 kiminin kabusu bu ülkede.<br />
Ama kiminin &#8220;can&#8221; damarlarından biridir belki. İhtiyaçtan ziyade, sevgiden diyebildiğimizdir.<br />
Bugün biz, gözümüzü kırpmadan bu çocukların koluna Baba Hakkı&#8217;dan mirasımız olan &#8220;pazubandı&#8221; takabilir, sonra arkamızı dönüp gidebiliriz.<br />
Çünkü biliriz ki,<br />
Gözümüz asla arkada kalmaz.<br />
Bu adı yabancı, kendisi aileden olan çocuklar,<br />
Bizi asla utandırmaz, yarı yolda bırakmaz.</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/besiktas_futbolcusu_olmak.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1353" title="besiktas_futbolcusu_olmak" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/besiktas_futbolcusu_olmak-300x172.jpg" alt="" width="300" height="172" /></a></p>
<blockquote><p><a href="http://forum.forzabesiktas.com/viewtopic.php?f=1&amp;t=31435" target="_blank">Forza&#8217;da Mehmet Guren abimizin yazısıdır.</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/kimyasal-formul-64-ve-besiktasin-futbolcusu-olmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlattın be amca&#8230;</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/aglattin-be-amca</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/aglattin-be-amca#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2010 14:42:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1327</guid>
		<description><![CDATA[Yüreğim ne çok sevmiş seni Offf amansız&#8230; Ben bilmemişem. Kalk yürü tazet muradsızım Her gül kendi dalında büyür&#8230; Seni yaşamak, &#8221;Hayatta Beşiktaş&#8221;ı anlatmak ne zor şey. Uzunca bir yazıyla anlatamam sığdıramam sayfalara seni&#8230; Yüreğimin gözüyle ancak gösterebilirim sana seni sevenleri&#8230; Sanki; yok bu sevdanın bir tarifi diye bağırırken en isyankar haliyle haykırıyor, onu hiçbir zaman anlamayacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğim ne çok sevmiş seni<br />
Offf amansız&#8230; Ben bilmemişem.<br />
Kalk yürü tazet muradsızım<br />
Her gül kendi dalında büyür&#8230;</p>
<p>Seni yaşamak, &#8221;Hayatta Beşiktaş&#8221;ı anlatmak ne zor şey. Uzunca bir yazıyla anlatamam sığdıramam sayfalara seni&#8230; Yüreğimin gözüyle ancak gösterebilirim sana seni sevenleri&#8230;<br />
<span id="more-1327"></span><br />
Sanki; yok bu sevdanın bir tarifi diye bağırırken en isyankar haliyle haykırıyor, onu hiçbir zaman anlamayacak ve hiçbir zaman bu sevdayı yaşayamayacak olanlara sesini ulaştıracak kadar gür bir sesle bağırıyor, bir hafta sonra gideceği Kadıköy&#8217;e hazırlıyor kendini.</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-1.jpg"><img class="size-medium wp-image-1328 aligncenter" title="aglattin-be-amca-1" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-1-300x181.jpg" alt="" width="300" height="181" /></a></p>
<p>Söyle mümkün mü bu &#8220;aşk&#8221;ı yüreğinde böyle yaşayanlara otur, sus, dur demek? &#8220;Kartal&#8221;ım göklere açtı kanat diye haykırıyorken, söyle kim bu adama anlatabilir sadece bir futbol maçı olduğunu? Yazık, hiçbir zaman yaşayamayacaklar; sahte aşklarda gezenler onu&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-2.jpg"><img class="size-medium wp-image-1329 aligncenter" title="aglattin-be-amca-2" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-2-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a></p>
<p>Ve işte babam, abim, ailem&#8230; İşte ben, işte biz&#8230; Çok fazla söze gerek yok üzüntümle, sevincimle, inancımla, sevdamla &#8220;Hayatta Beşiktaş&#8221;ın tarifini işte o yaşında, o sevdaya yarım asırı vermiş bu adamın tam da &#8220;gözlerinde&#8221; özetliyor hayatı&#8230;</p>
<p>Gözlerinde&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-3.jpg"><img class="size-medium wp-image-1330 aligncenter" title="aglattin-be-amca-3" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-3-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>Gözünden akan o yaşlara kurban olsun rengi bozuk dünya alem&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1331" title="aglattin-be-amca-4" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-4-300x247.jpg" alt="" width="300" height="247" /></a></p>
<p>O yaşında&#8230; Offf ulan offff&#8230;<br />
Ağlattın be amca&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><a rel="lightbox" href="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-5.jpg"><img class="size-medium wp-image-1332 aligncenter" title="aglattin-be-amca-5" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/aglattin-be-amca-5-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a></p>
<p>SON NOKTA&#8230;</p>
<blockquote><p><a href="http://forum.forzabesiktas.com/viewtopic.php?f=1&amp;t=5330" target="_blank">ForzaBeşiktaş Forumları</a>&#8216;nda Cihan Kaya abimizin yazısıdır. Yazısını sitemde paylaşmama izin verdiği için teşekkürü bir borç bilirim.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/aglattin-be-amca/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aslolan hayattır, hayatta Beşiktaş!</title>
		<link>http://eski.ondurart.com/aslolan-hayattir-hayatta-besiktas</link>
		<comments>http://eski.ondurart.com/aslolan-hayattir-hayatta-besiktas#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 21:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ondurart</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah - Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[aslolan hayattır]]></category>
		<category><![CDATA[aslolan hayattır hayat da beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[aslolan hayattır hayatta beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[çarşı]]></category>
		<category><![CDATA[hacı baba]]></category>
		<category><![CDATA[hacı baba beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[hayat da beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[tribün emekçileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lestioni.com/?p=1311</guid>
		<description><![CDATA[Aslolan hayattır, hayatta Beşiktaş! Beşiktaş tribünlerinin klasikleşmiş sözlerinden sadece bir tanesi. Birçok yerde (ki çArşı grubunun resmi sitesi olan ForzaBeşiktaş da dahil) &#8220;Aslolan hayattır, hayat da Beşiktaş!&#8221; diye geçse de, aslında öyle değil, başlıkta yazıldığı gibidir. Birçok arkadaşım ve tanımadığım kişilerle bu konuyu tartıştığım da olmuştu zamanında. En son Twitter Kartalları grubundan İlkem ile twitter&#8217;da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslolan hayattır, hayatta Beşiktaş! Beşiktaş tribünlerinin klasikleşmiş sözlerinden sadece bir tanesi. Birçok yerde (ki çArşı grubunun resmi sitesi olan <a href="http://www.forzabesiktas.com/" target="_blank">ForzaBeşiktaş</a> da dahil) &#8220;Aslolan hayattır, hayat da Beşiktaş!&#8221; diye geçse de, aslında öyle değil, başlıkta yazıldığı gibidir.<br />
<span id="more-1311"></span><br />
Birçok arkadaşım ve tanımadığım kişilerle bu konuyu tartıştığım da olmuştu zamanında. En son Twitter Kartalları grubundan <a href="http://ilkembesiktas.blogspot.com/" target="_blank">İlkem</a> ile twitter&#8217;da <a href="http://twitter.com/#!/lestionder/status/25919786368" target="_blank">konuşmuştuk</a> az da olsa. O zaman da aramış ama bulamamıştım. Oysa bakmam gereken yer GMail taslaklarımmış&#8230; 11 Ağustos 2010 günü, <a href="http://forum.forzabesiktas.com/" target="_blank">ForzaBeşiktaş Forumları</a>&#8216;ndan çalmışım aşağıdaki yazıyı, GMail taslaklarıma koymuşum&#8230;</p>
<p>&#8220;Aslolan hayattır&#8221; sözü <a href="http://www.nazimhikmetran.com/" target="_blank">Nâzım Hikmet Ran</a> ile, &#8220;Hayatta Beşiktaş!&#8221; ise, Beşiktaş tribünlerinin (aslında pek bilinmeyen/tanınmayan) Hacı Baba&#8217;sıyla özdeşleşmiştir.</p>
<p>Aşağıda, Forza&#8217;dan (ç)aldığım yazının orijinal hali var. Aslında yazının geçtiği konuya ve direkt yazıya da bağlantı verecektim ama, sanıyorum ki uçmuş konu. Tüm aramalarıma rağmen de bulamadım.</p>
<blockquote><p>Hayatta Beşiktaş sözü rahmetli Hacı Baba ile özdeşleşmiştir. Hacı Baba, her lafının başına &#8220;hayatta&#8221; yı eklermiş. Konu ne olursa olsun. Birol Abi (Yelken Birol) de anılarında bundan bahsetmiş:</p>
<p>&#8220;Ben, Bekir, Musa, İsmail, Musa&#8217;nın çay ocağında oturuyoruz. Birkaç arkadaş daha var, ertesi gün Kırıkkale maçı var Eskişehir&#8217;de. Hadi gidiyoruz dedik. Doğru Kazan&#8217;a milleti topladık, yaklaşık 100 kişi Haydarpaşa&#8217;ya bindik trene. Hacı Baba vardı rahmetli. Dayımın çocukluk arkadaşı. O da bizle. Her lafının başında &#8220;Hayatta&#8221; kelimesini kullanırdı. Trende tutturdu. &#8220;Hayatta Eskişehir&#8217;de ne işimiz var? Maç Kırıkkale&#8217;yle&#8221; diye. Kafası kelle, Kırıkkale&#8217;nin cezası var diyoruz anlamıyor. Bu sefer tutturdu &#8220;Hayatta Beşiktaş&#8221; diye. O günden sonra bu laf meşhur oldu.&#8221;</p></blockquote>
<p>Aslında Forza gibi bir yerde bu sözün hikayesinin sürekli olarak yer alması gerekiyor ama, neyse&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-1313" title="direnmek_gerekir_hayata" src="http://eski.ondurart.com/wp-content/uploads/2010/10/direnmek_gerekir_hayata-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" />Hayattan bir kare ile de yazıyı kapatmalı&#8230;</p>
<p>Direnmek gerekir hayata,<br />
Aslolan hayattır, hayatta Beşiktaş!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://eski.ondurart.com/aslolan-hayattir-hayatta-besiktas/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

