Beleştepe dendiği zaman, ilk akla gelen yer kesinlikle İnönü Stadı’nın numaralı tribünler ile, yeni açık tribünü arasında kalan ve stadın bir kısmını gören tepe olur. Maç günü bileti olmayanlar, o sırada oradan geçenlerin maçı kısmen de olsa takip edebilecekleri yer olsa da, birçok taraftar için vazgeçilmez yerlerdendir. Beşiktaş tribünleri için bir klasiktir Beleştepe…
Devamını Oku
İstanbul otogarı viyadüklerin çevrelediği bir örümcek ağıdır. Ağlarına yalnız bahtsızlar takılır. Parası olmayanların kaderleri değişmesede yerlerinin değiştiği bir başlangıç, ya da sondur burası. Hele öğlen kalkan ya da öğlen ulaşan otobüslerin yolcusuysanız, bu hayata sarılma direncinizin ilk test yeri yine bu otogardır.
Öğlen ezanı okunuyordu. Nisan’dı ama hâlâ kaşkollara sarılmış insanlar, ciğerlerinden çıkan havayı kaşkolun içine üfleyerek ısınmaya çalışıyorlardı. Artvin’e gidecek otobüs yolcuları sigaralarından son bir fırt çekip, otobüsün basamaklarını çıkıyorlardı. Muavin bagaj kapaklarını kapattı, peron görevlisi içerideki yolcuları sayıp, kafasını arka kapıdan uzatıp bağırdı.
Devamını Oku

Bir süredir Beşiktaş’ımın armasının çok büyük halini arıyordum. Hatta bulamayınca, ForzaBeşiktaş forumlarında konu da açmıştım ancak oradan da bir şey çıkmadı. Zor da olsa vektörel olarak çizilmiş ufak boyutlu bir armamızı buldum, hem de aslında tam aradığım gibi, üzerinde Kartal olan bir çizim.
Devamını Oku
evinde maç sesi hiç eksik olmayan, maç anıları dolaşan bir evde büyüdüm ben.. ben beşiktaşlı cemal’in kızıydım, kara kartal cemal.. herkes öyle bilirdi babamı.. beşiktaş şampiyon olduğunda, mahalledeki tüm bayrakları babam asardı arkadaşlarıyla boydan boya.. balkondan baktığımda kocaman siyah beyaz bayrağı görürdüm hep.. dalgalanırdı en asil haliyle.. babam televizyon karşısına geçip maç seyrettiğinde ben de geçerdim televizyon başına.. sorardım “hangi rengi tutuyosun baba?” diye.. “siyah beyaz” derdi babam.. siyah beyaz..
Devamını Oku
Yenilgiden sonra yazılmış klasik tabelaya yönelik isyan kelamlarından bir demet değildir bu.
Bu kez amacımız tekniğe,taktiğe kendimizce ahkâm kesip dil döndürmek,bir yaraya parmak basmak,giden 3 puanı hangi beklenmedik virajdan telafi edebileceğimizi hesaplamak gibi nispeten tatlı telaşlar peşinde koşmak değil.
Zira bu gecemiz daha bir zehir zemberek.
Bu geceyi anlatacak sözlerimiz de öyle olacak ne yazık ki,dost acı söyler.
Bugün kaybettiğimiz yalnızca bir derbi ya da 3 puan değil.
Devamını Oku

hava kapalı..
ve ben nefes aldığım ormandayım..
yüreğimin haykırdığı uçurumda, ağladığım beşikteyim..
dirseğimi çürüttüğüm duvarda, toz toprak içinde kaldığım çocuk bahçesindeyim..
sesimin kısıldığı soğuk suda, bozuk para attığım sokaktayım..
ayıldığım küvette, bayrak salladığım asmalı balkondayım..
aşık olduğum bakkalda, kulağımın çınladığı 10 kasım’dayım..
arkadan itilen kaydırak sırasında, doğduğum evdeyim..
titrediğim sevinçte..
yani ben yine güneşin ulaşamadığı bir derinlikteyim..
kapalıda bir yerlerde..