Öyle bir hayat ki bu… Bilgisayarımın dahi seneler önce girdiğim her hangi bir sitedeki üyeliğimin şifresini hatırladığı, ama benim seni unutmak zorunda olduğum bir hayat… Hiç yetişemediğim, her şeyin oldukça hızlı ilerlediği, koştuğum, düştüğüm bir hayat…
Kanıyor dizlerim… Gözyaşlarımı tişörtümün üzerine siliyorum. Midem bulanıyor, dudaklarım titriyor… Dizlerimi siliyorum, gözyaşlarımla sırılsıklam olmuş tişörtümle. Ben sildikçe yanıyor dizlerim. Yanıyor yüreğim…
Üzerime kusuyorum ağlamaktan. Tek başıma değiştiremiyorum çarşaflarımı. Uykuya geçiyorum çok zaman öylece. Uyandığım zaman kendimi öyle gördüğümde daha çok ağlıyorum. Ağladıkça da kusuyorum… Kustukça da daha az yiyorum… Daha çok kahroluyorum düşündükçe. Daha çok yalnızlaşıyorum, yaklaşmaya çalıştıkça… Bekliyorum; seni bekliyorum. Gelmiyorsun…
Sen, her geçen gün daha az seviyorsun beni. Ben, her geçen saniye daha az hissediyorum seni…
Hiçbir şey yapamıyorum… Sana gelemiyorum…
“Kaçıp gidelim buralardan, bulamasınlar bizi” diyorsun rüyalarımda…
Ne yaptığımı, ne yapacağımı bilmiyorum…
üzerime kusuyorum ağlamaktan demişsin ya, ne de güzel tasvir etmişsin… kendimi buldum okurken. sağolasın.
[Reply]
Unutmayı öğrendim, unutmayı unuttum,
Unutmaya giden unutmayı öğrendim.
Bir yalan hazırladım, ilk başkasından duydum,
Yüzüme susanlardan, konuşmayı öğrendim.
[Reply]