Yalnızdım… Doğduğumdan beri sanki hep yalnızdım. Yalnızca ben vardım. Sen ise hep oradaydın; yanımda, ikilemlerimde, savaşlarımda, direnişlerimde, teslim oluşlarımda… Yabancı değildin bana. Bendendin, içimden… Ne olduğunu bilemedim yıllarca. Çözmeye çalıştım, çözemedim… Gerçeklik miydin, yoksa sığındığım yalan mı? Anlayamadım…
Oturdum, sırtımı verdim denize… Saçlarımın arasından güneşin batışını gördün, güneşi kirpiklerinle gölgeledim. her gel gitimi seninle noktalarken yoruldum… Alıştım sana; varlığına, yokluğuna… Ve yorulmaya…
Sensizliğe her soyunuşumda, biraz sen’le örtündüm. İzin verdim bedenimde akan sıcaklık olmana. Yokluğunla savaştım. Sonunda alıştım yokluğuna, varlığından da çok… Bir de yorulmaya tabii ki…
Oturdum, sırtımı verdim kendime… Güneş batsın istedim… Pembe olmak için gözlerindeki. İstedim ki; sana yazarken, kelimeler çıksın ipek kılıflarından, dokunsunlar benim için sana… Ne desem yetersizdi o andan sonra. İstedim ki; o kelimelerin yerinde olsam, ben dokunsam sana… Kırıldı sözcükler… Parçaları topluyorum şimdi, yine sana yazarken bulmak için kendimi…
bende yazmayı beceremiyorum
[Reply]
lestioni Reply:
28 Nisan 2010 at 03:23
Sen yazmayı beceremiyorsun, ben yazdıklarımı beğenmiyorum… Ne garip değil mi?
[Reply]