Yenilgiden sonra yazılmış klasik tabelaya yönelik isyan kelamlarından bir demet değildir bu.
Bu kez amacımız tekniğe,taktiğe kendimizce ahkâm kesip dil döndürmek,bir yaraya parmak basmak,giden 3 puanı hangi beklenmedik virajdan telafi edebileceğimizi hesaplamak gibi nispeten tatlı telaşlar peşinde koşmak değil.
Zira bu gecemiz daha bir zehir zemberek.
Bu geceyi anlatacak sözlerimiz de öyle olacak ne yazık ki,dost acı söyler.
Bugün kaybettiğimiz yalnızca bir derbi ya da 3 puan değil.
Devamını Oku
buruk bir yalan yalnızlık.. yavaş yavaş eriyen bedenin kendine ait öfkesi sanki.. korkuyor dingin yaşlı, doğumundan sonra ölümüne yakın olmaktan.. bilmiyor ki saçlarını kendi ağartmış.. bilmiyor ki yumruklarını sıkarsa gücünü yeniden kazanacağını.. sadece ölüme daha yakınmış o kadar.. ve içine akıtmış zehrini.. gelmeyecek ve her zaman geleceğini bilmediği otobüsü beklemeye koyulmuş..
kendisi gibidir, kendisine yakıştırdığı yer insanın.. suların içinde kaybolmuş paslı bir demir parçasına dokunarak, onu silkelemiş.. o da terk edilmişliğinde yaşayan birine ihtiyacı olan bir demir parçasıymış.. birlikte iki yalnız, neyin ne olduğunu sorgulayamadan yaşayan iki ölü kelebekmiş, kozalağından çıkamayan.. bir şarkı mırıldanmış yorgun sesiyle yorgun adam, ağlayarak..
Devamını Oku

hava kapalı..
ve ben nefes aldığım ormandayım..
yüreğimin haykırdığı uçurumda, ağladığım beşikteyim..
dirseğimi çürüttüğüm duvarda, toz toprak içinde kaldığım çocuk bahçesindeyim..
sesimin kısıldığı soğuk suda, bozuk para attığım sokaktayım..
ayıldığım küvette, bayrak salladığım asmalı balkondayım..
aşık olduğum bakkalda, kulağımın çınladığı 10 kasım’dayım..
arkadan itilen kaydırak sırasında, doğduğum evdeyim..
titrediğim sevinçte..
yani ben yine güneşin ulaşamadığı bir derinlikteyim..
kapalıda bir yerlerde..
bilen varsa anlatsın ne olur.. nasıl dayanılır sevgilinin kokusunu duymamaya? sabahları o’nunla uyanmamaya.. omzunda ağlayamamaya.. gerekli gereksiz kavga etmemeye.. özlemeye.. çok özlemeye.. dokunamamaya.. içten, en içten kucaklayamamaya..
seni her geçen gün daha çok özlüyorum.. özleminle çoğalıyorsun içimde.. bugünlerde hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden.. evde boş boş dolanıyorum.. televizyon izleyeyim diyorum, olmuyor.. sonra gidip bir bira açıyorum, yarısını döküyorum.. yemek yiyeyim diyorum, o da yok.. gidip çıkarıyorum hemen.. o iğrenç tat ve koku gitmiyor bir türlü.. sonra geçiyorum bilgisayarın başına.. bir orada, bir burada.. sıkılıyorum.. kalkıyorum ama, o açık kalıyor..
Devamını Oku
geçtiğimiz günlerde yazdığım bir şeydi bu.. elektronik posta ile bir arkadaşıma göndermiştim.. yine aynı şarkı çalınca, aynı metni buraya da ekliyorum..
gece, saat 12 civarı bir şarkı çaldı listemden.. nightwish adlı grubun “dead boy’s poem (ölü çocuğun şiiri)” adlı şarkısı.. 2.52 den başlayan, arkada piano ile bir çocuğun okuduğu şiir..
Devamını Oku
red hot chili papers, otherside, çalıyor.. ses yükseliyor, yükseliyor ve kocaman olup yutuyor beni.. hatta emiyor.. organlarımın yoğunluğu karşısında dehşete düşüyorum..
neden sevmediğimi anlıyorum biyoloji derslerini.. yer çekimi yok kaç gündür.. adımını boşluğa atmak, vücudundaki her hücrenin ağırlığını hissetmek, insanı tek bir noktaya götürüyor.. “dağılım” bu olmalı.. kendimi otururken bile yer çekimine meydan okur buluyorum..
Devamını Oku